Hasandağı Kış Tırmanışı

HASANDAĞI KIŞ TIRMANIŞI ve KAPADOKYA GEZİSİ
21,22,23 ŞUBAT 2014

Bursa'dan hareket 20 Şubat 2014, Perşembe 19.00
Aksaray'a varış 04.00
Dağ evi Karbeyaz'a varış 06.00
Zirveye hareket 06.50
Rota. Yılankar
Kratere varış 13.05
Yiyecek ve dinlenme molası
Büyük zirve 14.10
Kraterden dönüş için hareket 16.00
Karbeyaz otele varış 18.50
Hava açık ve az bulutlu
Rüzgar hafif
Mesafe 12 km
Dönüş klasik rota

 Çadır götürülmedi, 1965 m. bulunan Karbeyaz otelde kalındı. Ekip 1 gün içinde yaptığı tırmanış sonrası, sırasıyla Ihlara vadisi, Derin kuyu yer altı şehrini gezdi. Akşam saatlerinde Ürgüp'e ulaşıldı ve akşam yemeği Ehli keyif restoranda Hasan dağı tırmanışı kutlandı. Kilim otelde konaklama yapıldı. Ertesi sabah 05.00 kalkarak balonla uçuşa gidildi. Güneşin doğuşu Kapadokya semalarından balondan izlendi. Bir saat süren uçuşun ardından, ekip Kilim otelde kahvaltı yaptı. Otelden ayrılış saati 10.30 ve Göreme açık hava müzesi, Avanos ziyaret edildi. Akşam saatlerinde Nevşehire gelen ekip 18.30 da otobüsle Bursa'ya dönüşe geçti.

Faaliyetimizin ulaşım planlaması Helvadere münübüs firması ile anlaşarak Aksaray'a ayak bastıktan dönüş için otobüse teslim ulaşım planlandı, çok güzel oldu istediğimiz yere kolaylıkla gidebildik. Sayı yeterli olduğunda çok avantajlı her kese tavsiye ederiz.

Katılımcılar:
Berçem Kalender
İsmet Şentürk
Ali Düzgün Arı
Erdem Yoldaş
Gökhan Efeoğlu
İsmail Karabal
Ömer Faruk Kaya

Katılımcıların faaliyet sonrası düşünceleri:

 - Üstünden 2 hafta geçmesine rağmen, hergün başka arkadaşıma fotoğrafları gösterip, neler yaptığımızı tek tek anlatıyorum başından sonuna kadar. Hiç sıkılmadan...
Anlaşılan şu 3 günü senelerce anlatacağım.

Berçem Kalender
 

HASAN DAĞI.

Yine bir defa daha şehir dışı etkinliği yapma arzusu ağır bastığında bu defa Hasan dağı gönlümüze düştü. Plan program yapıldı, zaman belirlendi, 21,22,23 Şubat 2014, olarak hedefe kilitlendik.

 

Biz bu etkinlikleri hazırlık, ulaşım, tırmanış, kültürel geziler vs. bir bütün olarak değerlendirmek gibi bir alışkanlık kazandık. Etkinliğin her anını yaşamak gerektiği konusunda hem fikiriz. Bu tür faaliyetlerin kulüp üyesi arkadaşlarla aramızdaki bağları güçlendirici bir etkisi olduğu şüphesiz.

 

Bilgisayar teknolojisi hayatımıza o kadar girmiş ki, kolayca bilgilere ulaşıyor, araştırma sonucunda gideceğiniz yer hakkında sanki daha önce gitmiş kadar bilgi sahibi oluyorsunuz. Böyle olunca da pek kolay sürprizle de karşılaşmıyorsunuz.

 

21 Şubat 2014 Cuma, otobüsümüz bizi Aksaray terminaline girmeden 04.00 sıralarında yolayrımında (çatalda) bırakıyor. Minibüs şöförümüz Mehmet konuştuğumuz gibi bizleri beklemekteydi. Aksaray yeni bir il olmasına rağmen Niğde'den daha gelişmiş olduğunu şöförümüzden dinliyoruz. Soğuk bir Şubat gecesinde yolculuğun verdiği yorgunluğu atmak için yapabileceğimiz en iyi şeyi yapıyor, birçorbacıya gidiyoruz. Güzel bir mekanda bu hayalimizi de gerçekleştirdikten sonra Helvadere’ye doğru yola çıkıyoruz.

Şöförümüz Mehmet,Karbeyaz otele giderken otel çalışanı Yavuz'un geleceğinizden haberi varmı diye soruyor.

Evet var tabiiki. Çadır almadık mat almadık ve de kendisine ısrarla tembihledik.

Açıkta kalmayalım.Diye.

Helvadere kasabasına Aksaray’dan 20 dakikada varıyoruz. Kasabanın içinden itibaren Hasandağ eteğinde bulunan otele giden yolda yükseliyoruz. Yol gittikçe dikleşiyor, kış mevsimi olmasına rağmen yol açık. Karbeyaz otele geldiğimizde saat 05.25 gösteriyor, kapıya bir kaç vuruştan sonra, otel görevlisi Yavuz’un aşağıya gelişini camlara vuran kafa fenerinin ışığından anlayabiliyoruz. Hava hala karanlık,otele girip odalarımızı belirliyoruz. Bir saat sonra Hasan dağı zirvesine hareket edeceğimizin duyurusu yapılıyor ve herkes odalarına çekiliyor.

Hazır olanlar 06.30 da arazide toplanıyor, saat 06.50 de Hasan dağı tırmanışı başlıyor. Otelin hemen üzerinden itibaren arazi karla kaplı. Kar yumuşak 20-30 sm. batıyor. Ali Düzgün iz açmayı sıraya koyalım teklifinde bulunuyor.

 

Hasan dağınbaşına vuran sabah güneşi ilk anlarda sadece zirveyi aydınlatmakta iken,ilerleyen saatlerde gittikçe aşağılara doğru iniyor. Rüzgar güney batıdan hafif bir esintiyle terleyen sırtımızı soğutuyor. Sarı sabah güneşi tenimizde sıcaklık, yüreğimizde umut. İlk saatlerde açık olan hava yavaş yavaş bulutlanıyor, güneşin sıcak gülümseyişi bulutların engeliyle karşılaşıyor. Bu durum devam ederse hava bozar mı diye içimizden sormadan edemiyoruz. Üst katmanlardaki fırtınanın uzaklardan taşıdığı bulutların arkası kesilince yeniden gülümseyen güneşle seviniyor umutlanıyoruz.

Kulvarların altına gelinceye kadar rotamızı kesinleştiremedik, kar durumuna göre karar vermemiz gerekiyor. Rota da kar yeterlimi, sertmi, miks alan çokmu, eğim kaç derece. Aşağıdan bakıldığında üç tane kulvarın etrafı kulelerle zirve kraterine doğru yükselişini görüyorsunuz. En sağdaki birinci kulvar, Yılankar kulvarı, ikincisi Alacakar kulvarı üçüncü kulvarın ismi yok. Üçüncü kulvarın solundan zirveye klasik rotayla ulaşıyorsunuz. Klasik rota kulvarlara nazaran rahat, taş düşme tehlikesi en az, hatta tam sola geçtikten sonra hiç yok. Ama kulvarlar mevsime göre taş yağmuru oluşturma riski taşıyor. Yaz mevsiminde bu kulvarlara girmek çok riskli. Yılankar kulvarını yakından görünce rotanın cazibesine kapılıyor ve hem fikir olarak rotaya yöneliyoruz. Kulvara girmeden nefes molası verdiğimiz yerde derin ve yumuşak bir karın gözümüzün gördüğü son noktaya kadar kulvarın içini doldurduğunu gözlemledik. Bu gözlem kar tabakasını olabildiğince kesmeden, aynı iz üzerinden ve aralıklı olarak yükselmemiz gerektiği konusunda karar almamıza neden oldu.

Yılankar kulvarında yükseldikçe, eğim daha da dikleşti iz açmak zorlaştı. Dönüşümlü olarak iz açarak yavaş adımlarla kratere yükselişimizi sürdürüyoruz. Yükseldikçe bir kartal gözü ile aşağılara bakmanın ayrıcalığını yaşıyoruz. Bu mevsimde sadece kuşlara ve dağcılara özgü olan bu ayrıcalıklı bakışın keyfini sürmekiçin acele etmeden tadını çıkartıyoruz. Başımızı kaldırdığımızda ise o keyif ortadan kalkıyor. Her an düşmeye hazır irili ufaklı hatta araba büyüklüğünde dokunsan harekete hazır milyonlarca taş size bakıyor. İçimizden bir ses bir an önce buradan çıkmamız gerektiğini söylüyor. Arada dalıp unuttuğumuzda ise faaliyetimizin en zor ancak en unutulmaz bölümü olan bukulvarın tadını çıkratmaya devam ediyoruz.

Herkes yorgun ama mutlu, Hasan dağın bizi kabul edişine sık sık minnetarlığımızı ifade ediyoruz.

 

Dağ izin verirse çıkarsınız vermezse boyun eğmek zorundasınız. Bu kulvarda gördüğümüz kadarıyla Hasan dağ'ın sert kış koşullarında ne kadar ciddi bir dağ olduğunu kabul ediyorsunuz. Ağır hareket etmek, o sert koşullara dayanmak için gerekli olan enerjinizi tüketebilir, direncinizi kırabilir. Çünkü yukarı hızlı hareket etmek kolay değil, aşağıya dönüş için de hızlı hareket tehlike oluşturuyor. Uzun süreli kar yağışı sonrasında ciddi çığ tehlikesi var. Klasik rota dahi bu kouşullarda riskli olabilir.

 

Bir dağa çıkarken ufuk çizgisini görürüz, son orası gibidir ve neredeyse bitmiştir. Ama,yükseldikçe o ufuk çizgisi de sizinle birlikte hareket eder, yükselir. Siz gidersiniz oda gider, bitmek bilmez, bu yanılsama dağcıları bazen bezdirir. Ne bitmezmiş diye isyan edenler olur. Faaliyet sonrası dinlendikten sonra her şey unutulur yeniden bir özlem duyarsınız o bitmeyen sırtlara, kayalara. Biz dağcılar acı çekme sanatını icra ediyoruz. Adrenalin içeren, dayanıklılık gerektiren uzun süreli faaliyetlerin bağımlısıyızdır.

 

Kraterin kenarına çıktığımızda daha az rüzgar aldığını, güneşin daha fazla ısıttığını farkettim. Sırtı sağa doğru takip ederek kendimize bir mola yeri seçtik. Burada 45 dakika yeme içme ve dinlenme molasından sonra ana zirveye hareket ettik. Hasan dağ zirveden Toros sıra dağları, Aladağlar ve bir gelin gibi bembeyaz size uzaklardan gülümseyen koca Erciyes çok net olarak görünüyor. Bulunduğu bu orta nokta Hasan dağın önem ve özelliğine bir artı katıyor. Küçük Hasan dağ yanıbaşında beyazlar içinde eşlik ediyor ağbisine. Kapadokya ülkesi yanı başında, Hasan dağı’n heybetli duruşuyla göklere uzanışına şahit olmuş binlerce yıldır. Bu dağ insanların hayali, düşü, korkusu, sevinci,mutluluğu ve her şeyden önemlisi hayat pınarlarının kaynağı olmuş. Başında dönen bulutları şapka yapmış kendine, gizemli havası, eteğinde çevresinde yaşayan halkları her daim etkilemiş, sonsuz bir saygı ile izlemişler onu.

Zirvede olmak,heleki açık bir görüş ile zirvede olmak doyumsuz bir keyiftir. Ama saatimize baktığımızda 15.10 gösteriyor. Mola yerinde bıraktığımız çantalarımıza geri dönüş yapıp kranponlarını çıkartan arkadaşlarımızın dönüş hazırlığıda yapması gerekiyor. Zamanı bu andan itibaren iyi kullanmak zorunluluğu var. Kraterden dönüşe geçtiğimizde ise saat 16.00 oldu. Aşağıya sallanmak için sırtı takipederek klasik rotaya ulaşmamız için en az 15 dakika yürümemiz gerekli. Karanlığa kalacağımız kesinleşti.

 

Klasik rotadan Hasan dağı tırmanışı yaz ve ya kış çok sıradan bir faaliyet olabilir. Kulvarların altında çığ riski olabileceğini düşündüğüm bir çok yerden geçtik.Yaz ve kış ev büyüklüğünde kayalar hava koşullarına bağlı olarak üstünüze yağabilir. İnsanı ürküten, çürük kaya yapısıyla size yukarıdan bakan devasa kuleleri ve kaya sırtları endişeyle izliyor ve bir an önce bu bölgeden uzak olmak istiyorsunuz.

 

Akşam 19.30 gibi herkes faaliyetin yorgunluğu ile Karbeyaz otelde toplanıyor, başarmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

 

Velhasıl Hasandağı güzel bir dağ, zorluklarını da güzelliklerini de birlikte sunuyor.Değerlendirmek bize kalmış o hep yerinde duruyor, bizleri bazen kabul ediyorbazen etmiyor. Üç haftadır Hasan dağına çıkış olmadığını söylediler.

 

Bu gün bizi kabulettin, teşekkürler Hasan dağı.

 

Yazan. İsmetŞentürk.


Uludağ Dağcılık Kulübü

Konak Mh. Çağ Sk. Konak Apt. No:5/B
Nilüfer, BURSA
0 532 525 68 03

Sosyal Medya