Direktaş, Kızılyer Tırmanışı

DİREKTAŞ  3510 m. KIZILYAR BATI 3630 m.TIRMANIŞLARI.
KIZILYAR BATI, SIYIRMALIK TEPE 3610 m. TRAVERSİ.

26 - 28 Ağustos 2015.
3 Kişilik ULUDAK ekibi tarafından gerçekleştirildi.

26 Ağustos 2015, Salı 09.30 Çelikbuyduran pınarı'ndan açık bir hava, hafif bir rüzgar eşliğinde, Yedigöl platosuna hareket edildi. Büyükgöl kıyısına 2.00 saatte gelindi. Göl kenarında verilen uzunca bir mola ve yüzme sonrası Direktaş altında çadırlar kuruldu. Öğlenden sonra 14.15 te Yayboynu 3610 m. (Üçköşe sivrisi) zirvesine doğru tırmanmak üzere hareket edildi. Yedigöl plato sırt hattına ulaşıldığında saat 17.50 göstermekteydi. Dönüş süresinin ne kadar süreceğini kestiremediğimiz ve  karanlığa kalmamak için saat 18.00 de  Yayboynu zirvesine çok yakın olmamıza rağmen tekrar gelmek üzere inişe geçtik. Farklı bir yol izleyerek, dik çarşak kulvar kullanılarak çok hızlı bir iniş gerçekleştirdik. Bir daha ki çıkışımızda iniş rıotamızı da böylece belirlemiş oduk.

27 Ağustos 2015, Çarşamba, 06.40  Direktaş klasik rotasından tırmanmak üzere hareket edildi.
Direktaş güney sırtı, yüzeydeki setleri kullanarak rota girişi olan yan geçişle kapı boynuna gelindiğinde saat 07.40 göstermekteydi. Direktaş zirve tırmanışı sabah erken saatlerde sert bir poyraz esintisi ile başladı. Acıtan soğuk rüzgar altında bazen giyinmek, bazen de soyuınmak zorunda kaldık. Zirve 3510 m. ulaştığımızda saat 08.20 göstermekteydi. Kampımıza dönüş yapıldıktan sonra öğlenden sonrasını Büyükgöl kıyısında yarın yapacağımız tırmanışlara hazırlık amacıyla dinlenerek geçirdik. Ömer Faruk Kaya çadırında kalarak kitap okumayı tercih etti.

28 Ağustos 2015, Perşembe, 06.45 Kızılyar tepesine tırmanmak üzere çadırlarımızdan ayrıldık.
Kızılyar adı ile bilinen üç sivrinin en sağındaki 4. sivriye doğru tırmanışa geçtiğimizde 07.45 gösterirken dağın içinde yükselmeye başladık. Uzaktan neredeyse düz bir duvar gibi algıladığımız kuzey batı yüzünde  yükselirken, sanki başka bir dağın içine girmiş gibi bir hisse kapılıyorsunuz.  Çünkü devasa kaya kütleleri içinde bir toz zerreciği gibi kaybolmuştuk. Çıkılır mı çıkılmamz mı? Soru işaretlerinin ortadan kalktığını görmekten mutlu oluyor,neredeyse rahat bir çıkış olanağı veriyordu. 1.45 dakika süren tırmanış sonrası sırt hattına hiç bir teknik malzeme kullanmadan çıkışımızı tamamladık. Sırta ulaştıktan sonra Kızılyar batı zirvesinin hala çok uzakta olduğunu görünce yeniden tırmanmak üzere batı zirvesine hareket edildi. Çıkmış olduğumuz yüzeyin zirvesi ile, Kızılyar batı zirvesi arasında mola verdik. Mola sonrası 1 saat civarında süren bol çarşaklı,  boşluk hissi  altında yan geçiş ve yükselmelerle, Kızılyar batı 3630 m. muhteşem zirvesine ulaşıldı. Faaliyetimizin bundan sonraki kısmı sırt hattında 5 adet zirve aşarak altıncı sivri olan Sıyırmalık 3610 m. Yedigöl platosuna bir boynuz gibi uzanan zirve kısmı yekpare kaya kütlesinden meydana gelmiş olan Sıyırmalık tepe zirvesinde traversi sonlandırdık. Batıdan bulutlar dehditkar biçimde platonun sırtlarına hucum etmişti. Zaman zaman sis bulutunun içinde görüş kapanınca  belki DKSK tepe 3700 m. sonlandıracağımız bir traversi bitirmek zorunda kalmıştık. Dönüşe geçerek Yayboynu 3580 m. (Üçköşe sivrisi) zirvesine, sonrasında ilk gün çıkıp indiğimiz adsız tepe'den bildik bir rotadan kamp alanına döndük. Sevda'nın birinci  denemede başarılı olamadığı, ikinci denemede başaılı olarak tanımlanabilecek olan, sucuklu bulgur pilavı ile akşam yemeğimizi keyifle mideye indirdik.

29 Ağustos Cuma, 07.30 da hazırlıklarımızı tamamlayarak Hacer boğazına inişe geçtik.
Bu sabah geldiğimiz günden beri ilk defa Ur kekliklerinin ıslıklarını duyabiliyoruz. Adana  Su işleri Bölge Müdürlüğüne bağlı, Aladağlar, Milli Parklar Müdürlüğü Yedigöl platosu içinde ve Hacer Boğazı içinde iki dağ evi yapma çalışmalarına katılan ve 1200 m. irtifa  inerek tekrar yukarıya çimento vs. malzeme taşıyan 6-7 katır ve gençlerden oluşan takımla Yedigöller'de koyunculuk yapan Ahmet Saban vasıtası ile iletişim kurarak çantalarımızı Hacer boğazı içine kadar indirmeleri karşılığında makul bir ücret ödedik. Dağ evi çalışmalarını ilkel yöntemlerle yürüten Milli Park yöneticilerinin kulaklarını da ayrıca çınlattık. Avrupa'da her dağ'da var olan dağ evlerinin bu sporun gelişimi ve dağcıların ihtiyaçlarının karşılanması için 100-150 yıl önce yapılmış olduklarını görüyoruz. Dağ evlerinin her türlü ihtiyaçlarının helikopterle karşılanmasına tanık oluyoruz. Ülkemizde bu çalışmaların henüz yeni ve başlangıç aşamasında olması ve katırlarla yapıldığını görmek üzücü. Katırlarla çimento taşınarak yapılacak olan bir mekan ne kadar dayanıklı olabilir. Bu ilkelliğe şahit olmaktan içimiz acıdı. Bir dağ evi için koca bir devlet küçücük paraları harcamakta ne kadar hasis davranıyor. Bütün bunlar Türkiye'de dağlara ve dağcılığa verilen önemin de göstergesiydi. En önemli doğal değerlerimiz olan, Milli servetimiz hiç bir maddi  kaynakla elde edilemeyecek bu doğa harikalarımızın henüz farkında değiliz. Farkında olmadığımızın göstergesi de ayırdığımız kaynak ve uygulanan koruma politikalarımızdır.
Aksine, buralarda daha sağlam, kalıcı yapılacak olan binalar buralara gelen yerli ve yabancı ziyaretçi sayısını arttırararak daha yararlı bir yatırım olabilir. Şu anda yapılan kulübe tarzı dağ evleri ziyaretçiler açısından  ihtiyaç duyulan dünya standartlarında alışılagelmiş lojistik desteği karşılamaktan çok uzaktır. Haziran ayından Eylül ayına kadar açık kalabilecek bu dağ evleri Türkiye Dağcılık Federasyonu tarafından işletmesi yapılabilir. Sezon dışı günlerde de işte şu anda yapılmakta olan  bu kulübe tarzı dağ evleri kullanılabilir. Avrupa'da böyle yapılmaktadır.

İsmet Şentürk.

Ekip.
İsmet Şentürk
Ömer Faruk Kaya
Sevda Oruç


Uludağ Dağcılık Kulübü

Konak Mh. Çağ Sk. Konak Apt. No:5/B
Nilüfer, BURSA
0 532 525 68 03

Sosyal Medya