Uludak- Uludağ Dağcilik Kulübü
Uludak - Türkiye Dağcılık
Federasyonu Üyesidir.
 2016 - ETKİNLİKLERİMİZ
 2015 - ETKİNLİKLERİMİZ
FAALİYET RAPORLARI » Kürekli Kanyonu geçişi 2010.

ULUDAK - 2010 KÜREKLİ KANYONU RAPORU:

Uludağ Dağcılık Kulübü olarak,08.08.2010 Pazar günü Kürekli kanyonunu geçmek için sabah 08.00 de teleferik istasyonunda toplanıyoruz.

Katılımcılar.

İsmet Şentürk, 

Züleyha Avşar                                            

Emirhan Kıratlı                                                                                      

Muammer Yıldırım                                                                               

Süreyya Gönül                                                                                          Onur Hakan Başyiğit                                                                            

Samet Çırpan

Teleferikle Sarıalana çıkıp, Sarıçayıra doğru saat 9.00 da yürüyüşe başlıyoruz. Çobankaya deresini 10,30 da geçiyoruz. Yörükmezarı dere’sine inmeden, Cumalıkızık inişindeki ağılların üstüne geldiğimizde, su ve dinlenme molası veriyoruz. Masmavi gökyüzü ve yakıcı yaz güneşi altında, göknarlardan yayılan reçine kokularını tenefüs etmek, bütün yorgunluğumuzu alıyor. Tekrar yürüyüşe başladığımızda, Yörük mezarı deresinden seviyeyi düşürmeden yan geçiş yapıyoruz. Önümüzde bir sürü var, köpekler bizi fark edip havlamaya başlayınca ister istemez tedirgin oluyoruz. Köpeklerin sesi artmaya başlayınca, sürünün yanında dikilen çobana. .Köpek var mı? Diye bağırdım.

Var, gelin gelin diye sesleniyor köpekleri uzaklaştırarak.

Hoş geldiniz, nereye böyle? Dedi çoban.

Hamamlıkızığa ineceğiz.

Hamamlıkızğa inecekseniz buradan aşağıya inmelisiniz.

Lafı uzatmamak için öyle söylemiştim.
Kürekli vadisine gidiyoruz, dedim.

Ne yapacaksınız orada?

Vadiyi geçeceğiz, Bursaya iniş yapacağız. 

Sizin yolunuz daha çok dedi  çoban, 

Kürekli vadisinde Volframda çalışan 4 mühendis öldü biliyorsunuz değilmi.

Kışın karda kayıp düşmüşler, diye ekledi, yazın öyle olmayabilir.

Başka köpekler olabilirmi diye çobana soruyorum.

Başka sürü varmıdır ileride?

Yok benden başka sürü yok, diyor ve ekliyor çoban.

Sürünün dışına kadar sizi geçireyim bizim köpeklere güven olmaz.

Bizimle bir süre yürüyen çoban, tepenin arkasını işaret ederek.

Çardaksekiye ilerleyip Kürekliye aşacaksınız.

Vedalaşıp ayrılıyoruz.

Bodur ardıçların içinde yürümek pek kolay değil, patika bir görünüp bir kayboluyor. Seviyeyi koruyarak, Çardakseki mevkiine geliyoruz.

Yolumuzun üstünde bulunan ahududu ve kuş üzümülerin tadına bakmadan geçemiyoruz.  Uzunca bir yürüyüşten sonra Kürekli vadisinin içine inişe geçiyoruz. Derenin içine girdiğimizde saat 12.00 oluyor. Kanyona girmeden yemek yiyor ve malzeme kuşanıyoruz. Hareket ettiğimizde saat 13.00 gösteriyor.

Bir süre ilerleyince,3 metrelik bir iniş karşımıza çıkıyor,5 metrelik 12 mm lik. statik iple tutunarak inişimizi yapıyoruz.

Mümkün olduğunca kuru alanlardan inmeyi tercih etmekle birlikte, seçme şansımızın olmadığı bölümlerde sıkça karşımıza çıkıyor. İnişlerimiz de negatif yüzey hiç olmadı. Kayaların yapısı suyun aşındırmasıyla pürüzsüz, kaygan yüzeyli, tutamağı olmayan 50–60 derecelik eğimler. Yer yer karşımıza çıkan 3–5 metrelik şelalelerin inişini suyun akmadığı kuru alanlardan yapabiliyoruz. Yedi kişilik ekibin ip inişi çok zaman alıyor. Arkadaşlarımızın kimi ip inişi yaparken, kimimizde azda olsa risk alarak yanlardan ipsiz geçerek, inişimizde zaman kazanmaya çalışıyoruz, çünkü bugün buradan çıkmayı düşünerek geldik, yanımızda gecelemeye uygun ne bir kıyafet nede malzememiz var

 Ekibin psikolojisi genel olarak iyi. İnişler de beklemeler uzadığından fotoğraf makinesini çıkarıp görüntüler alıyoruz. Her inişten sonra, geriye dönüş düşünülemeyecek kadar imkânsız hale geliyor.   

Telefon ve fotoğraf makinemizi, inişlerde suyun içine düşme tehlikesi nedeniyle, su geçirmez torbada taşıyoruz, Koruma torbasını açmak makine çıkarmak çok pratik olmuyor. Fotoğraf almamız bu nedenle sınırlı kalıyor. Zaman hızla akıyor,16,30–17.00 arası yemek molası veriyoruz. Hala bugün çıkma konusunda ümitliyiz. Umutla geçtiğimiz her şelalenin bitiminde, bir şelale daha çıkıyor. Her şelale, faaliyetimizin bugün bitmeyeceğini bize fısıldar gibi. Kanyonda ilerlerken bir yerde düşüşler azaldı. Eğim olmakla birlikte sert düşüşler bitiyor gibi. Kamp ateşi, boş sigara paketleri,  bu bölgeye balıkçıların girdiklerini gösteriyor. Bir ara önde giden Muammer

”Alabalık var, alabalık “diye seslendi.

Hepimiz heyecanla aranmaya başlıyoruz, gerçektende suyun içinde alabalıklar geziniyor. Sığ akan, zemini kumlu suyun içinde, ileri geri koşuşturan balıkları izlerken keyifleniyoruz.

Burada gerçekten alabalık var. Sınırlı bir giriş olduğunu anlamıştık. İlerlerken dikkatli bakıldığında görülebilen bir patika ormanın içine doğru yükseliyor. İki şelale daha indikten sonra, arkadaşlardan, geriye dönüp patikadan çıkalım önerisi geliyor. Dört yıldır buraya girmeyi hayal ediyordum. Her an aşağıdan gelmiş olduğum noktaya ulaşma duygusu, devam etmekten başka seçeneği düşünmemi bile engelliyordu. Ekibimizdeki arkadaşlar, büyük bir özveri ile faaliyetin devamında onay veriyorlar. Yarın pazartesi ve herkesin mesaide olması gerekiyor. İniş yaptığımız süre içinde, yavaş inişler en büyük problem olarak karşımıza çıkmaya başlıyor. Zorluk yoktu, zaman kaybı vardı, geç girmiştik, inişlerdeki oyalanmalar zamanı tüketiyordu. Kanyon düşündüğümüzden çok fazla şelale inişleri ile dolu. Muammer genellikle ekibin başında ilerliyor. Çevik, dengeli ve kaya ile barışık.”Arkadaşlar ben olayı çözdüm, böyle ineceksiniz” diye gösteri bile yapıyor. Kayaya yapışma tekniği uygulayarak maksimum yüzey teması ile kayaya tutunup inebiliyor.

Saat 19,30, 25–30 metrelik bir şelaleye geliyoruz. Ana emniyet noktalarını oluştururken acele davranmaya çalışıyoruz. 50 metrelik ipi ortaya kadar ayrı ayrı toplayarak aşağıya atıyoruz, bir an önce inişler başlaması için çabalıyoruz, ancak nafile, gurubun inişi zaman alıyor. Kanyonda ışığın azaldığını gördükçe, akşamın ayak seslerini duyabiliyoruz. Bir çaresizlik söz konusu değil, nihayet geceyi burada geçirebiliriz. Yiyeceğimiz çok az, giyeceğimizde aynı şekilde yetersiz, ancak hava çok sıcak oluşundan sorun olmayacağını düşünüyoruz.

Samet ve Emirhan inişlerini tamamladılar, sona ben kaldım. Hava kararmaya başladı. Karanlık, meçhul bir el tarafından sessizce üstümüze örtülüyor sanki. İniş tamamlanıp ipleri topladıktan sonra, çevremizdeki hiçbir şeyi göremez olduk. Zifiri bir karanlık içinde bir araya toplanmaya çabalıyoruz. Sadece iki arkadaşımızda kafa lambası var. Züleyha, birinci gurubun aydınlanmasına yardımcı olurken, Hakan ipleri toplarken bizlere yardımcı oluyor. Öyle bir arazide bulunuyoruz ki, eğim çok dik, toprakta, bitkiler olmasa tutunamayıp aşağıya kayabiliriz. Karanlıkta bazen el yordamı ile bazen ışık alarak, bizden önce yükselmiş olan arkadaşlara doğru yamacı çıkıyoruz. Yarım saatlik bir uğraştan sonra, düz küçük bir kamp alanı çıktı karşımıza. Etrafı araştırınca, bundan daha iyi bir yer olamaz diye düşünüyoruz. Bu karanlıkta bu yeri bulabilmemiz büyük bir şans.

Öncelikle ayakkabı ve giysilerimiz ıslak, onları çıkarıyoruz, çamaşır gibi dallara seriliyor. Hemen bir ateş yeri belirleyip etrafındaki yaprakları temizleyip güvenli bir alana ateş yakıyoruz. Kuru giysiler giyip etrafta araştırma yapıyoruz.

Çok temiz olmasa da, yakınımızda bir su bulabildik. Su ihtiyacımızı da yanımızdan giderebileceğiz. Yanında yiyeceği olan arkadaşlarımızda olmayanlarla paylaşıyor. Ateşin başına toplanıyoruz. Bulunduğumuz ortama fiziksel ve psikolojik uyum sağlamaya çalışıyoruz. Gecenin sessizliğinde uzaktan hafif hafif gelen şelalelerin ve ormanda yankılanan baykuş sesi dışında, bizim konuşmalarımız duyuluyor. Gece, 03.00 kadar üşüme sorunu çok fazla yaşamıyoruz. İlerleyen saatlerde ısı düştükçe biraz üşümeler oluyor. Sabahın ışıkları ormanı aydınlattıkça, yeni bir günü karşılamaya hazırlanıyoruz.

Kahvaltı yapacak yiyeceğimiz olmadığı için sadece çantalarımızı toplayıp, yola çıkmayı düşünebiliyoruz. Ekibimiz, tekrar kask, kemer kuşanarak, kanyondan inişe devam kararı alıyor. Hareket ettiğimizde saat 06,55 göstermekteydi. Gecelediğimiz yerin altına doğru 35–40 metrelik bir inişten sonra ip açmak zorunda kaldık. Dünkü süreç yeniden yaşanmaya başlıyor. İnişlerde uzun bekleyişler, ekibin kalabalık olmasının dezavantajlarını gördükçe, böyle bir faaliyetin en azla 4 kişi ile yapılabileceği konusunda fikir birliğine varıyoruz.

İnişimiz tamamlandığında, ipimizi aşağı çekmek yerine, ikinci bir ipi çift balıkçı ile bağlayıp ipi aşağıya devam ettirmeye karar verdik. İndiğimiz yerde yine 30 metrelik bir iniş var. Buradan da iniş tamamlandığında, ipi çekmek için 4–5 arkadaş asılmalarına rağmen ip aşağıya gelmiyor. Bunun nedeni, ip ıslaktı, uzundu, sürtünme fazlaydı. Aslında kanyon geçişlerinde statik ip kullanmamız daha doğru. Esneyen dinamik ipler ıslandığında daha fazla sürtünmeye neden olmaktaydı. Statik ip kullanmak o bakımdan daha avantajlı olabilirdi. Gelmeyen ipi almak için, yukarı çıkıp ipi alıyorum. Kanyonun bu bölgesi, sıra şelaleler diyebileceğimiz bir iniş bölgesi yeniden bir şelale ile karşı karşıyayız.  20 metrelik bir inişi olan bu şelale, suyun içinden yapılması nedeniyle, çok kaygan. Bekleme esnasında sivrisinekler bacaklarımızı delik deşik ediyor. Sinek kovucu mutlaka almak gerektiğini anlamış oluyoruz. Bu kanyona girenlerin, bu konuyu çok önemsemelerini tavsiye ederim. Yanınızda mutlaka sivrisinek kovucu taşımalısınız, sık sık kullanmalısınız.

Sıra şelaleleri geçmemiz 3 saatimizi alıyor. İlk inen Süreyya traktör yolunu andıran bir açıklık gördüğünü söyledi. Oraya doğru yükselmeye başlıyoruz. Heyelan mı, yol mu diye araştırırken, Derekızık köyü yönünden, bir yolun kanyona girdiğini görüyoruz. Herkes işine geç kalmıştı, bir an önce kanyondan çıkmayı istiyoruz.

Traktör yolundan yükseldikçe, araziyi inceleme imkanı bulduk. 2007 yılında, Kürekli şelalesinden yukarı çıkmıştım, gelebildiğim yeri buradan görebiliyordum. Geldiğimiz yerin daha önceden geri dönmüş olduğum yere çok yakın mesafede olduğunu anlayınca sevindim. Kaldığımız yerden daha sonra devam etmek üzere, Dere kızık yönünde kanyonu terk ediyoruz. Sorunsuz bir faaliyeti tamamlamanın keyfi ile son bir fotoğraf alınıyor. Herkes yorgun.

Her şeye rağmen faaliyetimizi sağlıklı bir şekilde bitirmekten ve bu vadiyi ilk geçenler olmaktan mutluyuz.

 İsmet Şentürk                                    





Kullanıcı Paneli
Mail Adresiniz
Şifreniz
Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kulübümüzden Haberler
» ULUDAĞ'IN MANTARLARI.
» AYLIK FAL. PROGRAMI
» AYIN YAZISI.
» ALPLER GÜNLÜĞÜ.
» NASIL ÜYE OLUNUR

Hava Durumu
Anılarımız Yaşadıklarımız
Uludağ - Hava Durumu

Faydalı Linkler
»
» Dağlarda hava durumu.
»
» Yüksek irtifa hastalığı.
»
» Türkiye'nin önemli dağları.
»
» Dünya'nın En Yüksek Dağları.
»
» Bursa'da Outdoor Mağazaları.
»
» Türkiye'de Outdoor mağazaları.
»
» BURSA İÇİN HAVA DURUMU.


 
Anasayfa | Yasal Uyarı | İletişim ecebilisim