Uludak- Uludağ Dağcilik Kulübü
Uludak - Türkiye Dağcılık
Federasyonu Üyesidir.
 2016 - ETKİNLİKLERİMİZ
 2015 - ETKİNLİKLERİMİZ
FAALİYET RAPORLARI
Verçenik,Kaçkar tırmanışları 2011.
Devamı
Harmankaya Kanyonu 2011.
Devamı
Kürekli Kanyonu geçişi 2010.
Devamı
Aladağlar 2010

                         ALADAĞLAR FAALİYET RAPORU

 

     ULUDAK - Uludağ Dağcılık Kulübü

Devamı
Uludağ Trans Etkinliği 2010.
Devamı
Likya yolu 1 etap,Fethiye Patara 2010.
Devamı
Buzluca Tırmanışı 2011.
Devamı
Ayvaini mağrası 2011.
Devamı
Domaniç,Kocayayla-Dodurga geçişi.2011
Devamı
Kilimanjaro tırmanışı 2012.
Devamı
AĞRI DAĞI TIRMANIŞI 22,25 EKİM 2012.
Devamı
KİLİMANJARO FAALİYETİ 2013.
Devamı
ALACA TIRMANIŞ RAPORU, 21.04.2013.
Devamı
MUSALA TIRMANIŞI 2925 m. 2013.
Devamı
ELBRUZ DAĞI TIRMANIŞI, 2013.
Devamı
MOUNT BLANC VE MATTERHORN TIRMANIŞI, 2014.
Devamı
CİLO, REŞKO KIŞ TIRMANIŞI. 2015.
Devamı
BAKACAK KUZEY YÜZÜ TIRMANIŞI.

 

ULUDAK - Uludağ Dağcılık Kulübü.

BAKACAK KUZEY YÜZÜ "KUŞ YUVASI ROTASI" İLK TIRMANIŞI.

1,2 Mayıs 2015.

Faaliyet raporu.

1 Mayıs 2015, Cuma sabah 07.45 de Kaplıkaya'da aracımızı park edip yürüyüşe başladık. Bursa semaları alçalmış bir bulutla kaplı. Kaplıkaya deresi içinden Cevizli bahçeye çıktık. ilkbaharın coşkusu gözümüzde, gönlümüzde. Yeni filizlenmiş ağaçların açık yeşil yaprakları arasından kuş seslerinin yankılandığı, ilk bahar çiçeklerinin süslediği patikayı, kamp yükümüzle, adımlıyoruz. Yükseldikçe sis kuşağının içinden çıkmaya başladık. Dağa doğru, sisler içinden gökyüzünde mavi bir pencere, havanın yukarıda açık olacağının işaretini veriyor.

İki saatlik bir yükselme sonucunda Buzluca kulvarının hemen altından sağdaki yüzeye geçtik. Bakacak Kuzey duvarı orman örtüsü ile başlıyor. Yükseldikçe azalan orman örtüsü, dar kulvarlar ile geniş kulvarlara bağlanıyor. Labirent gibi birbirine bağlanan kulvarlarda zor ve kolay olanlar var. Eriyen karlar nedeniyle ıslak olan, dik kaya kulvarları bazen şansımıza, bazen seçeneğimiz olduğunda atladık. Kısa bağlantılar bizi daha geniş bir ana kulvara çıkardı. Hemen üstümüzde sol tarafta düz kaya yüzeylerden oluşan, üzerinden su sızan kuru şelale görünümlü dar bir kulvar var. Ana kulvarın sağında bu kulvarı pas geçebileceğimiz ikinci bir kaçış noktası var. Üçüncü seçenek içinde bulunduğumuz ana kulvarı sağa tarafa geçerek terk etmek. Yukarıya devam eden kulvarın insanı cezbeden bir yapısı var. Devamını merak ediyorsunuz. Adeta buradan gel dercesine çağrıyor insanı. Tırmanışımızda sadece kolayı tercih ederek değil zor bölümleride tercih ederek faaiyetimizi anlamlı kılmaya çalışıyoruz. Karşımıza çıkan zor pasajların da cazibesine kapılıp "Buradan gideli mi" diyerek birbirimize sorduğumuz anlar oluyor. Kendimizi de çok fazla riske atmadan emniyetle hareket ederek. Sevda ile ip birliğinde, aramızdaki mesafeyi bazen kısaltarak, bazen de 20 m. ara ile hareket halindeyiz.

Faaliyetimize başlayalı 5,5 saat oldu. Kamp yükü ile tırmanmayı sürdürüyoruz. Sevda aşağıdan sesleniyor.

 - Uygun bir yerde duralım mı?

 - Tamam duralım, biraz yukarı da uygun bir yer var gibi.

Sevda mola için kısa bir duraklamada yanıma geldi.

 - İsmet ağbi, böyle giderse biz tırmanışı bitireceğiz.

Çıktığımız yüzeyde konumumuzu bilmiyoruz. Yıllardır sadece uzaktan izlediğim bu yüzeyin içine girdiğimizde uzaktan göründüğü gibi olmadığını görüyorum. Küçük bir kaya gibi görünen kütlenin yanına vardığımızda, devasa bir kule karşımıza çıkıyor. Uzaktan algılayamıyor insan. Yüzeyin doğal yapısı gereği içinde farklı oluşumlar meydana gelmiş. Bunun nedeni, aşırı eğim, yılın önemli bölümünde karla kaplı oluşu ve akan suların dereler şelaler oluşturması. Doğa şartları burada vahşi bir arazi meydana getirmiş. Bitki örtüsü yanında, yükseldikçe artan devasa kaya duvarları, kuleleri içinde barındırıyor olması.Bu faaliyeti bir günde bitirmek istemiyoruz. Niyetimiz kamp kurabileceğimiz uygun bir yer bulup buradan Bursa'yı izlemek. Üstümüzdeki kayanın tepesi uygun sanki diyerek çıktığımız hiç bir yer hayal ettiğimiz bir düzlüğe çıkmadı. Sonunda nispeten az eğimli bir kaya sırtın üstüne çıktık. Burada kalabileceğimiz yer aramaya başladık. Sırtın sağ tarafı uçurum, altımız 2 metrelik bir düşüşle kaya sırt uçurumla devam ediyor. İki bodur çam ağacı, burada balkon gibi özel bir alan meydana getirmiş. Zorlu meteorolojik doğa koşullarında bitkiler yukarı doğru büyümezler. Boyları kısalır ve yanlara doğru gelişimini sürdürürler. Bu ağaçlarda,kolları kayaya kaynamış, kaya ile bütünleşmiş. Yarım ay şeklinde içi toprak ve yaprak dolu, kuş yuvasını andıran bir yer. Kuzeye bakan kaya üzerinde çok fazla olan yosunlardan kucak kucak toplayarak zemine döşeyerek, matlarımızı serdik. Her şeyi düşmemesi için bağlayarak emniyete aldık. Bulunduğumuz yükseklikte ağaçlar henüz filizlerini patlatmamış. Altımızda Bursa sisler altında, üstümüzde yükseklerdeki fırtınanın etkisi ile yayılan Sirus bulutlarının lekelediği mavi bir gökyüzü. Hava soğuk değil kısa kollu tişörtle durabiliyoruz.

Gidip gelen güneş ışınlarına rağmen hava yeterince sıcak. Hafif bir esinti, etrafta coşku ile ötüşen kuşlar, arada yırtıcı bir kuşun çığılığı yankılanıyor. İnsanoğlunun ulaşamadığı çok ender bir yer burası. Sağlıklı bir beden, alın teri, hak ederek ulaşılabilecek bir yerdeyiz. İlerleyen satlerde Bursa üzerindeki sis kalktı. Akşam güneşi etrafımızdaki kaya duvarlara, ışık ve gölge ile keskin hatlar çiziyor. Çıktığımız kulvarın sağında, mabedi andıran görkemli bir kaya kütlesini izliyoruz. Basamak gibi kesilmiş köşeli taşları ile insan eliyle işlenmiş hissi veriyor. Sevda, bu mabedin Bursa'ya bakan kısmını insan yüzüne benzetiyor.

Güneş battı, hava kararmaya yakın. Vadi içinden gelen ulumaları duyunca Sevda, "Bu sesler de ne?" Diye soruyor.  

- Tilki, Çakal inlerinden çıktılar. Ama merak etme insana yaklaşmazlar"

Gece sakin geçti. Hava biraz serin, hafif bir rüzgar esiyor. Sabah kahvaltımızı yaptık. Bursa manzaralı keyif çaylarımızı içtik. Hazırlanıp kaldığımız yerden devam etmemiz gerekiyor. Hareket etmeden önce Sevda telefonunu bulamıyor. Bütün aramalarımıza rağmen telefonu bulamadık.

Üstümüzde ne ile karşılaşacağımızı bilmeden çıkışa başladık. Dün gelirken, karşıdan yaptığımız incelemede teknik olarak son bölümü diye nitelendirdiğimiz kaya kütlesine doğru ip birliğinde yükseliyoruz. Çok dik pasajlardan çıkarken çift kazma gagası ile yüzeyde tutunarak yükseliyorum. Emniyet alarak Sevda'yı yukarı alıyorum. Büyük kayanın altına geldiğimizde karşımıza birkaç seçenek çıkıyor. Soldaki dar kar kulvarına geçiş var. Kazma ve kramponumuz var ancak karın yapısını bilmiyoruz.

Hava sıcak, kar sert mi?

Tutunabilirmiyiz?.

 Tam üstümüzde,  ıslak kaya, ıslak toprak, çimen olan dar, dik bir kulvar var. Devamı görünmüyor, geçit verip vermeyeceğini bilmiyoruz. Üçüncü seçeneğimiz kaya kütlesine tırmanmak olabilir. Sevda'nın fikrini soruyorum.

- Sen dersin?.

- İsmet ağbi sen karar ver, ben her türlü sorumluluğu kabul ederek senin kararına uyarım.

 İnsanın bu kadar uyumlu tırmanış arkadaşı olduktan sonra daha ne ister.

 - Kaya kütlesine (Kule benzeri) doğru yükselelim, belki oradan sağa tarafa geçiş olabilir.

Kazma gagasının ikisi ile de toprağa saplayarak ya da kayaların yarıklarına gagayı takarak çıkıyorum. Arkadaşımı yanıma alıyorum süreç böyle işliyor. Balkon gibi bir yerde buluştuk. Sağ tarafa geçiş var mı diye bakıyoruz. İple çok aşağıya inmek gerekiyor, sonrası yine meçhul. Bu seçeneğe sıcak bakmıyorum. Yapabileceğimiz tek şey kalıyor, yukarı tırmanmak. Burasını çıkınca kütlenin üstüne çıkılacak gibi görünüyor. Arkasında ne var onuda çıkınca göreceğiz. Bir takoz, daha yukarıda yaylı takoz kullanarak iki ara emniyet ile kayanın sırtına çıktım, Sevda'da yukarı geldi. Tekrar bir takozla ara emniyet atarak kütlenin üstüne yakın bir yere geldiğimde toprak küçük bir alanı görünce tırmanışın bittiğini görmüş olmanın heyecanını bir nara ile arkadaşımla paylaştım. Bundan sonrasında yine ip birliğinde kulenin tepesine çıktık. Burada sıvı alımı, atıştırma ile enerji takviyesi yapıyoruz. Bulunduğumuz yer tırmanarak çıkılan bir kaya tepesi. Manzara anlatılamaz, yaşanır cinsten. Yarım saatlik dinlenme sonunda kayanın arkasına iki ayrı ip inişi yaparak zemine indik. İndiğimiz yerde eğim dik ve kayalık. 35-40 metrelik yan geçişle yukarı bağlanan kısa bir kulvara ulaşıyoruz. Bu kulvarın başında ıslak ve düz bir kaya var, çıkışı da oldukça dik. Burasını da emniyetli olarak çıktık. Üst kısımda çimenlerin üzerinde ciklet kağıdı ve boş kola kutusu insanların buraya geldiğinin göstergesiydi. Durup fotoğraf çektik. Geldiğimiz kayanın etkilyici görüntüsünü izleyerek parkurun güzelliğini konuştuk. Duvarın son bölümünde 3-4 derece kaya tırmanışı ve ip inişi gerektiren pasajların oluşu rotayı daha da güzelleştirdi.

Kayaların arasından ormanlık alana giriliyor. Buradan itibaren 200 m. irtifa alarak Bakacak, yaklaşık 1 saatte, Ayıpınarı dediğiimiz kamp alanına ulaşılıyor. Çıktığımız yerden 150 m. yürüyerek ulaşılan bir kamp alanına geldik. Buradan sonra 15 dakika yürüyerek ikinci bir kamp alanına geldiğimizde saat 14.30 oldu. Suyum bitmişti, mermer yalağı olan bir çeşme görmek bizim için sürpriz oldu. Aşağıda olduğu gibi burada da çaydanlık, tencere, tava, tel ızgara bırakılmıştı. Biten suyumu buradan tekrar doldurdum. İyi bir yer olması nedeniyle uzunca bir yemek ve dinlenme molası verdik. Kamp yapmak için güzel bir yer, su da var. Ama biz gitmek zorundayız. Tekrar geliriz diyerek Bakacak istikametine çıkan bir patikayı takip ederek saat 16.15 gösterirken yola çıktık.Ayıpınarı'na 15 dakika mesafe kala, üçüncü bir kamp yeri gördük. Birilerinin bu bölgeyi fazlaca tercih ettiğini görmek beni şaşırttı. Birbirine yakın, tahmin etmediğim üç ayrı kamp alanı geçtik.

Orman içinde 1650 m. kar var. Sertleşmiş olan karda yürümek zor değil. Ayıpınarı kamp alanında çöpleri görmek rahatsız ediciydi. Buraya piknikçi gelmez, bunu yapanlar dağcı geçinen guruplar olabilir mi? Kimsenin günahını almak istemiyor insan. Lanet olsun size, dedirten bir öfke patlaması yaşıyorum.

Ayıpınarında durup su içip su doldurduk ve krampon taktık. Buzluca kulvarından yan kulvara aştığımız sırada saat 17.00 olmuştu. Yan kulvara geçip koşar adımlarla aşağaya sallandık. Buzluca kulvarının girişine kadar vadiden indik. Buradan geldiğimiz patikaya girerek dönüşe geçtik. Kaplıkaya içindeki ağaç köprüden geçerken hava kararmak üzereydi. Tam vaktinde dağı terkedip şehirli olmuştuk.

Bu faaliyetimizde , performansı, ekip uyumu, soğukkanlılığı ile güzel bir tırmanış gerçekleştirmemizde katkıları nedeniyle sevgili kardeşim Sevda Oruç'a teşekkür ederim.

Yazan. İsmet Şentürk.

 

 

Rota adı. KUŞ YUVASI.

Ekip.

İsmet Şentürk, Sevda Oruç.

Teknik malzeme. 20 m. 7 mm. ip. Çift teknik kazma. Sikke 1. Yaylı takoz . Takoz . Perlon. 1 m. Expres karabina 3.



Devamı
Aiguille Verte 4122 m. ilk Türk tırmanışı raporu.
Devamı
KOCASU VADİSİ GEÇİŞİ.
Devamı
DENT DU GEANT 4013 m
Devamı
GRAND JORASSAS TIRMANIŞI.
Devamı



Kullanıcı Paneli
Mail Adresiniz
Şifreniz
Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kulübümüzden Haberler
» ULUDAĞ'IN MANTARLARI.
» AYLIK FAL. PROGRAMI
» AYIN YAZISI.
» ALPLER GÜNLÜĞÜ.
» NASIL ÜYE OLUNUR

Hava Durumu
Anılarımız Yaşadıklarımız
Uludağ - Hava Durumu

Faydalı Linkler
»
» Dağlarda hava durumu.
»
» Yüksek irtifa hastalığı.
»
» Türkiye'nin önemli dağları.
»
» Dünya'nın En Yüksek Dağları.
»
» Bursa'da Outdoor Mağazaları.
»
» Türkiye'de Outdoor mağazaları.
»
» BURSA İÇİN HAVA DURUMU.


 
Anasayfa | Yasal Uyarı | İletişim ecebilisim