Uludak- Uludağ Dağcilik Kulübü
Uludak - Türkiye Dağcılık
Federasyonu Üyesidir.
 2016 - ETKİNLİKLERİMİZ
 2015 - ETKİNLİKLERİMİZ
FAALİYET RAPORLARI » DENT DU GEANT 4013 m

ALPLER'DE TIRMANIŞ.

DENT DU GEANT 4013 m.

Alpler'de tırmanış yapmak için Türkiye'den en yakın uçuş noktası Cenevre. Uçuşlar önceden alınsa da mevsime göre farklılık gösteriyor. Temmuz, Ağustos dönemi fiyatlar yüksek oluyor. Hava koşullarının istikrarlı, tırmanış için uygun olacağını düşünerek 17-28 Ağustos tarihlerinde Alplerde olmak üzere THY biletlerimizi 5-6 ay öncesinden gidiş dönüş 1.000 tl. almıştık.

17 Ağustos 2016 Çarşamba, İstanbul Atatürk hava alanından sabah 08.10 havalanıp 10.45 Cenevre'ye indik. Hava alanının çıkış kapısı yanına kurulmuş küçük bir stand da Chamonix'e gidecek yolculara Alpy bus minibüsleri ile hizmet veriliyor. Biletler internetten 25 £, iken burada 30 £ satılıyor. Hava alanı Chamonix arası 82 km. Ortalama 1.15 saatlik sürede Alplerin gölgesindesiniz. Otobüsle Chamonix'e doğru yola çıktık. Minibüs sakin bir trafikte şehir içinde bir süre yol aldıktan sonra Cenevre'den çıkıp Fransa sınırını geçti. Minibüs bizi daha önceden belirlediğimiz Des Barrats camping girişinde bıraktı. Kaydımızı yaptırarak kişi başı 10 £ ödeyerek çadırımızı kuruyoruz. Öğlenden sonra Chamonix'te autdoor mağazalarını gezdik. Yol yorgunluğu ve açlık yemek arayışını hızlandırmamız için bizi dürtmeye başlayınca, soluğu bir pizzacı da alıyoruz. Akşam vakti uyumak düşüncesi ağır basmaya başladı. Önümüz de gerçekten yorucu faaliyetler bizleri bekliyor. Gece uzun süre yağmur yağdı.

18 Ağustos Perşembe, sabah mavi bir gökyüzü ve parlayan bir güneşe uyandık. Kahvaltımızı acele etmeden rahat bir şekilde yaptıktan sonra eşyalarımızı toparlayarak Courmayeur otobüsünün yolunu tutuyoruz. Zaten tıka basa dolu olan çantalarımız alış verişlerden sonra daha da gerildi. 6-7 dakikalık yürüme mesafesinde olan aracımız saat 11.30 da kalkıyor. 11 km. uzunluğundaki Mont Blanc tünelinden geçerek yarım saatten biraz fazla sürede Courmayeur'a geçişimizi yapıyoruz. Burada insanlar pek fazla yardımcı olmayı sevmiyor. Otobüs şoförüne otel Torino'ya çıkacağımızı söyledik ama iki teleferik var hangisi çıkıyor bilmiyorum diyerek bizi, Courmayeur otobüs terminaline bıraktı. Turizm ofisine uğrayıp durumu kesinleştirdikten sonra az önce önünde durup emin olamadığımız için devam etmek zorunda kaldığımız Sky Way teleferiğine, otobüsle tekrar geri döndük.

Teleferiğin ikinci durağı Pointe Helbronner 3462 m. yükseklikte. Gidiş dönüş bilet ücreti 48 £ ödedik.


Yolda bir teleferik aktarması yaparak bu zirveye çıkıyoruz. Dağcı çantalarımızı gören görevliler bizi, " Rif. Toruno" yazan asansöre yönlendiriyorlar. Asansör dağın içinden 87 m. aşağıya dağ evinin seviyesine iniyor. 100 m. uzunluğunda yeni yapıldığını düşündüğümüz beton kaplı bir tünelden yürüyerek Otel Torinoya ulaşıyoruz.


İlk işimiz dağ evi ortamını incelemek oldu. Dağ evlerinde krampon ve ayakkabı ile içeriye giremiyorsunuz. Malzeme odasında çıkarıp terlik giyerek ve ya yanınızda normal ayakkabı varsa giyerek dağ evinin restoran ve yatak bölümüne çıkılıyor.

Çantalarımızı bırakıp cafe bölümüne geçtik. Otelin ortamı çok güzel görünüyor. Buradan ayrılıp platoya çadır kurmak fikri hiç sıcak gelmiyor. Resepsiyon'a gidip konaklama ücretleri hakkında bilgi aldıktan sonra burada kalmaya karar verdik. Sadece konaklama için, dağcı lisansı indirimli 25 £ ödedik. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği olduğunda fiyat 50 £. Öğlenden sonra rotayı incelemek için bir yürüyüş yaptık. Meteorolojiden aldığımız bilgiler havanın yarın gün boyunca iyi olacağı yönünde. Bu bilgiler ışığında bu gece zirveye hareket etmeye karar verdik. Erken yatıp dinleneceğiz. Karanlık koğuşta, derin uykuya dalamadan ara sıra saati kontrol ediyorum.

19 Ağustos Cuma, gece 00.30 da arkadaşları uyandırdım. Malzeme odasında buluşuyoruz. Dışarıda tüpte su ısıtıp, içeri de masaların bulunduğu odada kahvaltıya oturduk. Son hazırlıklarımızı yapmakla meşgulüz. Yaşlıca, zayıf bir Gayd Arda ile sohbet ediyor. Dent du Geant'e gittiğimizi duyunca Arda'ya.

 - Bu kadar erken gitmenize gerek yok. Devin dişi kuzey yüzünden çıkılıyor güneş almadan çok soğuk olur üşürsünüz.

Rehberin konuşmalarını bana aktaran Arda, geç hareket etmemizin daha doğru olabileceğini belirtiyor. Bu öneri karşısında ısrar etmedim.

Tamam öyle yapalım.

Gidip yatmak yerine, kahvaltıyı uzatıp, çay içerek vakit geçirdik. Son hazırlıklarımızı yaptık 06.30 da hava aydınlandığında dağ evinden, önde ben, ortada Ayşe, arkada Arda olmak üzere hareket ettik. Hava sisli, görüş kapalı. Çok belirgin olan patikayı takip ederek gidince yanlış yere gittiğimizi anladık. Kısa süre sonra sis dağıldı ve rotamız açık bir görüşle karşımızdaydı.Karlı zeminde gittikçe artan bir eğimle yükselerek kayalık sırta girip, Devin dişine (Dent Du Geant) yükseleceğiz.


Meteoroloji bu gün için havayı açık veriyor. Bir dağa çıkabilmek için öncelikle hava koşullarının izin vermesi gerekiyor. Yürüyüşümüz sakin bir tempoda sürüyor. Sırta çıkarken dibi görünmeyen bir buzul çatlağını atlayarak geçtik. Bizden önce geçenlerin izlerinden yürüyoruz. İnsanı tedirgin eden buzul çatlaklarını dikkatlice geçerek kayalık sırta giriş yaptıktan sonra kramponlarımızı çıkarttık. Kayalık sırtta, patika bazı yerlerde belirgin olsa da çok net değil. Doğru rotanın her an şaşırılma riski var. Doğru yerden gidilmediğinde zaman kaybetmenin yanında asıl tehlike, üstünüzden taş yağması. Şans eseri birkaç taş yağmurundan zarar görmeden kurtulduk. Sırt hattı bu tırmanışın önemli bir kısmını oluşturuyor. Bir çok yerde arkadaşlarımı emniyetle yukarı alıyorum. Sabah güneşi, Alplerin mızrak gibi göğe uzanan vahşi kayalarını kızıla boyadı. Karşımızda Mont Blanc dağı, üzerinden yükselen sisle alevler içinde yanıyor sanki.


Son bölümlerinde sırtın sağına geçiş yaptık. Karlı bir pasajı geçmek için krampon takmak zorunda kalıyoruz. Sağ yüzeye yaptığımız geçişle yükselerek tekrar sırt çizgisinde buluşup kayalık sırtı bitirdik. "Dent Du Geant" dibine giden yay gibi kavisli bir buzlu zemini geçtikten sonra bivak yeri var.


Tırmanıcılar burada ağırlık yapacak çanta vs. bırakıyorlar. Zirveden dönüşte alıyorlar. Biz öyle yapmayıp çantalarımızla tırmanış yaptık. Bir çok tırmanıcı Devin dişinde, tırmanış ayakkabısı ile tırmanıyor. Doğrusu, bunu da düşünemedik.

Kaya tırmanışının başladığı rotanın başında bulunan sete 8-10 metrelik hafif iniş yapılıyor. Sabit hatların başladığı yer burası. Set üzerinde 5-6 kişi rahatlıkla hazırlanabilir. Önümüzde tırmanan üç kişi set üzerinden ayrılınca zaman kaybetmemek için, arkadaşlarımı uyararak peşlerinden kayaya girdim. Sabit hatta tutunarak arka yüze geçiliyor. Arkadaşlarımla göz temasını kaybettik, ancak seslenerek birbirimizle iletişim kuruyoruz. Başlarken 5-6 metrelik bir pasajı tırmanmak gerekiyor. Üzerimde bulunan üç kişi, yanlarına çıktığımda, tırmanıştan vazgeçip inişe geçtiler. Set boşaldı, arkadaşlarımı alabilirim diye seviniyorum. Benden sonra Ayşe geliyor.

- Emniyettesin gel!!

- Tamam geliyorum.

Ayşe sabit hatta tutunarak, altındaki onlarca metrelik boşluk hissi ile benim bulunduğum yüzeye geçti. Devasa bir dişi andıran kaya kütlesi, başlarken bile insanı geri itiyor. Peak Lenin tırmanışı için iyi bir antrenman hazırlığı yaptığı için Ayşe'ye güveniyorum. Kaya tırmanışı yaptığı zamanlarda ki performansı da iyiydi. Ayşe 5 -6 m. pasajı bir türlü çıkıp yanıma gelemedi. Sonunda olmayacağına karar verdi.

- Ben yapamayacağım. Diyerek dönme kararı aldı.

Arda geldi, birkaç denemeden sonra yanıma çıkmayı başardı. Sabit hatların olmadığı bir yüzeyin içindeyiz. Emniyet noktalarını yerleştirip çıkıyorum, sonra da Arda malzemeleri toplayarak yanıma geliyor. İlk saatlerde zirveyi yapacağımıza inanarak tırmanıyoruz.


Zirveye giden kalın halatın başladığı sete çıkıncaya kadar tırmandık. Sürekli emniyet alarak tırmandığımız için çok zaman harcayarak yükseliyoruz. Hala zirve yapacağımıza dair umut var. Zaman akıp gidiyor saat 14.30 oldu. Yemek yemeye bile durup vakit ayıramıyoruz. Sadece bir araya geldiğimizde su içelim diye birbirimize hatırlatıyoruz. Arda kuru kayısı çıkarıyor, enerji almaya çalışıyoruz. Hava soğuk değil, tırmanırken fazla terlememek için giysilerimizi çıkarttık. Bundan sonra düz bir duvarda yükselmeye çalışıyoruz.


Sabaha karşı çıktığımız tırmanış yolunda saatler geçirdik. Kaya sırtı ip birliğinde çıkarken emniyet için ciddi zaman harcamamız nedeniyle tırmanış süremiz oldukça uzadı. Devin dişini ara emniyet noktası döşeyerek çıkıyorum, Arda toplayarak yanıma geliyor. Ama, seri olamıyoruz. Duvar üzerinde karşımıza çıkan özellikle 3-4 yerde çok fazla enerji harcayıp kollarımızı tükettik. Basamak tutamak olmayan düz bir pasajı ikimiz de aştık. Arda ile aramızda yaklaşık 8-10 m. mesafe var. Yanıma gelmek için zorlu pasajı daha çıkması gerekiyor. Zirvenin altındayız, burada çok zaman harcadık. Arda yorgun ve umutsuz bakışlarla bana sesleniyor.

- İsmet ağbi inan, kendimden fazla senin zirve yapmanı istiyorum, çünkü çok emek harcadın. Diyor.


Tırmanışımızın bu kısmında Ayşe'nin görüş alanı içindeyiz. Çok uzak olsa da

meraklı bakışlarla bizi izlediğini görebiliyorum.

- Hadi Arda az kaldı! Burdan sonrası daha kolay görünüyor.

Sözlerimin fayda etmediği bir noktaya geldiğimizi anladım. Arda devam edemeyeceğini söyleyip son noktayı koydu.

- Yukarı devam edersek zirveden direk aşağıya inişimiz daha çabuk olacak. Demenin de bir yararı olmadı.

- Devam edemeyeceğim, kollarım bitti.

Benim kollarım da tükenmişti, ama biraz dinlenip sıvı alarak son bir hamle yapabiliriz diye düşünüyorum. Sona bu kadar yaklaşmışken zirve şansımızı kaçırmak istemiyordum. Sonunda ikimizde dönmekten başka seçeneğimiz olmadığını kabul etmek zorunda kaldık. Saat 18.00 havanın kararmasına 3 saat kadar var. İpimizi emniyet halkasına iniş pozisyonunda girerek dönüşe geçtik.


Emniyet noktalarından ipi çekip yeniden toplayıp açmak, bazen takılan,sıkışan ipi çekmek, sabit hatlardan sonra emniyet perlonlarını ve ya halkaları bulmak için zamana karşı yarışıyoruz. Artık tek amacımız var, Ayşe'nin yanına bir an önce inmek. Hava kararmadan tırmanışın başladığı sete inişimizi yaptık. İpleri topladığımız esnada üstümüzde bir helikopter belirdi. Hava kararmak üzere kafa lambalarımızı yakmıştık Yaklaşarak bizimle göz teması kurdu. İkinci ipi toplamakla meşgulüm. Arda eliyle sorun yok işareti yaptı. Helikopter Rosheford sırtına doğru alaca karanlığın içinde uzaklaştı. Güneş battıktan sonra Ayşe Devin dişi'nin yanı başında bulunan büyük kayanın arkasına geçmişti ya da öyle olduğunu umuyorum. Saatlerdir haberleşemiyoruz.

Arda, Ayşe'nin orada beklediğine ihtimal vermiyor.

- O inmiştir. 

 - Benim tanıdığım Ayşe hiçbir koşulda bizi bırakıp buradan ayrılmaz.

Güneş battıktan sonra ısı hissedilir şekilde düştü. Endişem, Ayşe'nin hareketsiz beklerken üşümesi.

Kısa bir süre sonra Helikopter, yakınlarımıza geri geldi. Ses, Ayşe'nin bulunduğunu düşündüğüm kayanın arkasında sabit bir noktadan geliyor. Kramponları aceleyle takıp yan geçişi hızlıca tamamlayıp helikopterin neden orada olduğunu anlama çabasıyla kayanın arkasına geçtim. Arda geriden geliyor. Yüksek sesle "Ayşe" diye seslenerek kramponlarımı çıkartmadan kayalık alandan koşarak onlara doğru indim. Ayşe'nin üzerinde duran helikopterin indirdiği kişi sırt çantalı, yeleğinde parlayan kedi gözü çizgileri ile arama kurtarma personeli . Yanlarına indiğimde helikopter uzaklaştı.

- Ne oldu Ayşe?

- Hiç, yanıma indi seni götürelim mi? Diye soruyor.

Arda yanımıza geldiğinde Helikopterin geliş nedeni anlaşıldı. Rosheford sırtında bir dağcının öldüğü ihbarı gelmiş onu aramaya çıkmışlar. Chamonix arama kurtarma polisiymiş. İhbarı yapan ekip biz miyiz diye yanımıza inmiş. Polis bize.

- Bu gece hava bozacak isterseniz sizi Chamonix'e indirelim kar yağacak burada donarsınız.Diyor.

Yanımızda kaz tüyü montlardan başka hiçbir şey yok. Burada gecelemek için hiçbir hazırlığımız olmadığı için bu ürkütücü seçenek karşısında Ayşe ve Arda, ne yapacağız gibisinden bana bakıyorlar. Arkadaşlarımın kaderini belirleme hakkına sahip değilim elbette.

- Bizi buradan götürmek için ne kadar ücret alacaksınız?

- Ben onu bilemem. Cevabını alıyoruz.

- Nereye götüreceksiniz? Diyoruz.

- Chamonix'e, burada kalırsanız donarsınız.

Eliyle, ölürsünüz diye de işaretle gösteriyor.

- Sonra çağırsanız da gelmeyiz. Diyor. Tehditkar konuşmalar karşısında Arda ve Ayşe doğal olarak tedirgin oldular. Onların bu yükseklikte malzemesiz zorunlu geceleme deneyimleri olmadığı sonucuna varıyorum. Onların kararlarına saygı duyacağım.

- Siz isterseniz gidebilirsiniz ben burada kalıyorum. Dedim.

Ayşe hiç düşünmeden, kararlı bir şekilde.

-  Bende kalıyorum. Kararlılığımız karşısında Arda.

- Hep beraber kalıyoruz. Diyerek bize katıldığını belirtti.

- Arda, söyle gitmiyoruz burada kalıyoruz.

- Geliyor musunuz, gelmiyor musunuz? Diye de ısrarla tekrar soruyor.

- Gelmiyoruz. Dedik.

Hangi Milliyetten olduğumuzu sordu. Telsizle pilotla konuşuyor, onu da bilgilendirip kendisini alması için Helikopteri geri çağırdı. Kesin bir dille gelmeyeceğimizi söyledik. Helikopter 5 dakika içinde geri döndü. İlk yardım polisini yukarı alarak uzaklaştı.

Hava iyice karardı, yorgunuz, açız, susuzuz. Kendimize, taşlardan bir korunak yapmaya çalıştık. Çantalarımızı altımıza atıp üstüne uzanarak birbirimize sokulup ısınmaya çalışacağız. Bir şeyler yiyip içtik. Saat 10.30 oldu. Rüzgar esintisini arttırdı. Gökyüzünde yıldızlar cansız bir ışıkla parlıyor. Bulutlar ince bir tül gibi gökyüzünü kapladı. Yükseklerde fırtınanın işaretlerini görebiliyoruz. Hava çok kötü olmamakla birlikte gecenin ilerleyen saatlerinde hareketsizlikten ciddi şekilde üşüdük. Bir türlü ısınamıyoruz. Sırtımda kaz tüyü ceket var ama, pantolonum ince, bacaklarım üşüyor. Artık bu duruma bir son vermemiz gerekiyor.

19 Ağustos C.tesi, günün ilk saatleri 01.30. Dinlenmek için bu kadar yeterliydi.Hava bozmadan inmemiz gerekiyor.

- Arkadaşlar toparlanalım gidelim, yavaş ineriz hareket halindeyken de ısınırız.

Bu fikir arkadaşlarım tarafından da kabul gördü. Hemen toparlandık ve krampon takarak hemen altımızda bulunan karlı bölümüde yavaş adımlarla inişe başladık.Kafa lambalarımızla yolumuzu aydınlatarak saatlerce indik. Karanlıkta fikir birliği yaparak en doğru iniş yolunu buluyoruz. Kaya sırtı bitirmek üzereyken hava aydınlandı.

Torino dağ evine geldiğimizde saat 08.00 oldu. Dağ evine yaklaştığımızda hava tamamen kapattı ve yağmur atıştırmaya başladı. Birbirimize bakarak.

-  Tam zamanında gelmişiz.

Dağ evine kendimizi attıktan sonra başlayan yağış gittikçe şiddetini arttırdı. Hiç durmadan bütün gün ve gece yağdı.

20 Ağustos Pazar, masmavi bir gökyüzüne uyandık. Çantalarımızı toplayıp, cafe bölümünde kahvaltımızı yapıyoruz. Alpler'in en zor rotalarından biri olan Peuterey Ridge (Peuterey sırtı) izleyerek çaylarımızı içtik.


Torino dağ evinden ayrılıyoruz. Sky Way teleferiğine asansörle çıkıp, 1 hafta geçerli olan gidiş dönüş  biletlerimizle Courmayeur'a indik.

Yazan. İsmet Şentürk


Kullanılan teknik malzeme.

 - İkiz ip, 8 mm. 60 m. ip.

 - 5 Ad. express karabina.

 - Friend set.

 - Takoz set.

 - Riverso, Hms. 2. Kilitli karabina 3.

 - Kapalı perlon, yardımcı ip.

 - Krampon.

 - Kazma 1 Ad.

 

 





 

 




Kullanıcı Paneli
Mail Adresiniz
Şifreniz
Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

Kulübümüzden Haberler
» ULUDAĞ'IN MANTARLARI.
» AYLIK FAL. PROGRAMI
» AYIN YAZISI.
» ALPLER GÜNLÜĞÜ.
» NASIL ÜYE OLUNUR

Hava Durumu
Anılarımız Yaşadıklarımız
Uludağ - Hava Durumu

Faydalı Linkler
»
» Dağlarda hava durumu.
»
» Yüksek irtifa hastalığı.
»
» Türkiye'nin önemli dağları.
»
» Dünya'nın En Yüksek Dağları.
»
» Bursa'da Outdoor Mağazaları.
»
» Türkiye'de Outdoor mağazaları.
»
» BURSA İÇİN HAVA DURUMU.


 
Anasayfa | Yasal Uyarı | İletişim ecebilisim