Tozuyan Şelaleri Geçişi

ULUDAĞIN GİZLİ GÜZELLİKLERİ

Araçlarımızı Bursa, Hamamlıkızık köyü ile Derekızık köyü arasında bulunan Bursa Valiliği ve Bursa Orman Bölge Müdürlüğü tarafından düzenlenerek 2010 yılında hizmete açılan Kent ormanı girişine bıraktık. Hazırlıklar yapıldıktan sonra 07.30 da yürüyüş parkuruna girerek 2 km. yukarıda bulunan Kürekli şelalesine çıkışa başladık. Kürekli şelalesine geldiğimizde burada yatak yorgan serip yatmış insanlarla karşılaşınca şaşkınlık içinde kaldık bulundukları yerde de ateş yakmışlardı. Etraf çöp yığınları içinde

 Bu kişiler hiç bir rahatsızlık duymadan çöplerin içinde keyif yapıyorlardı, ya da yaptıklarını sanıyorlardı. Bizim gelişimizden rahatsız olduklarını belli eden dostça olmayan bakışlarla karşılandık. Üst terasa çıktığımızda orada da bir gurup vardı, buradakiler de selamımızı isteksizce aldılar. İçimizi acıtan bu çöp yığınları ve her yerde ateş ve ateş kalıntıları karşısında hayal kırıklığı içinde Derekızık yönünde açılan araç yoluna doğru yolumuza devam ettik.

Kestel ilçesine bağlı, Derekızık köyü yaylası olan Gölçukuru yaylasına geldiğimizde saat 10.00 göstermekteydi. Hiç duraklamadan 55 derece eğimli yüzeyi ile futbol sahası büyüklüğündeki üzerinden geçerken dikkatli olmayı gerektiren bu kaya kütlesinin eskiden yüzeyi tamamen çıplaktı. Son yıllarda çatlaklarında tutunmaya yarayan bitkiler sayesinde rahat geçebildik. Bu kayayı aşıp Tozuyan şelalelerinin üstüne çıkmak için 45 dakika harcamamız gerekti. Hedefimiz zamanımız yeterse buradan itibaren Saitabad şelalesine iniş yapmaktı. Hava başladığımız andan beri sisli, görüş mesafesi 250 m. civarında. Kayadan geçerken başlayan yağmur bizi endişelendiriyor. Yağmur yağmaya devam ederse şelalelere girmeyi düşünemeyiz. Çiseleyerek yağan yağmur çok geçmeden dindi. Güvercinlik vadisi içine girdiğimizde kayaların çok kaydığını görünce çok dikkatli olmamız gerektiğini anladık.Bizim için kaygan taşlar risk oluşturuyor. Daha başlangıçta bile birkaç defa kayıp dengemizi zor toparladık.

Sis nedeniyle görüş mesafesinin düşük olduğu bir havada yol aldık. Kayadaki yan geçiş sırasında atıştıran yağmur kısa sürdü. Gülümseyen güneşin bizlere verdiği moralle şelalelere girmeye karar verdik. Bu şelalelerin en ilginç yapısı başından sonuna kadar yekpare bir kaya bloğunun içinde yer alması. Yan geçişini yaptığımız futbol sahası büyüklüğündeki kaya kütlesinin alt uzantısında yer almaktalar. Havuzları, suyun akışı ile ilginç şekiller almış. Su binlerce yılda kayayı heykeltraş maharetiyle oyup şekillendirmiş kendine gölet ve göletten de kanallarla süzülüp gidebileceği beyaz yollar açmış. Bu kanallar ince, dar kıvrımlarla diğer havuzlara bağlanıyor, tıpkı su parklarındaki kaydırak gibi. Göletler arasındaki kaydırak görünümlü kanallardan su çağlayarak göletlere dolarken tozuyan sulara, Tozuyan şelalesi adını vermişler. Uludağ’da akan en temiz ve berrak sulardan birisi. Tereddüt etmeden içilebilecek berraklıkta. Kaynaklarını da bildiğimiz için kirlilik içermeyen nadir sularımızdan.

 

İlk küçük şelalenin yanından ip açmadan dikkatli bir biçimde geçişimizi yaptık. Kısa bir pasaj geçip ağaçların içine yükselerek daha güvenli alandan ilk ip inişi yapacağımız şelalenin başına geliyoruz. Saat 11,30 olduğunda ilk ip inişi başlıyor. Bir gün önce yağan şiddetli yağmur yosunları suya doyurmuş. Taşların kayganlaşmasına sebep oluyor. İlk ip boyundan sonra ulaştığım noktada 2011 yılında bıraktığımız perlona rastladım. Sonra ikinci ip boyunda ve üçüncü ip boyunda 11 mm. Statik 5 m. ipten oluşan ip halkasının yan duvara tırmanış için bağladığımız yerde bıraktığımız gibi buldum. Eski bir dosta rastlamış gibi onlara dokunup sağlamlığını kontrol edip onlarla konuştum. Bir daha canımızı emanet etmeyi düşünmedim tabii ki. 2011 Yılında bu şelaleleri ilk geçişimizde fotoğraf makinemizi aşağıda bıraktığımızı fark ettiğimizde iş işten geçmiş görüntü almayı bir daha ki sefere bırakmıştık. Dördüncü şelaleden inişimizi tamamladığımızda 3 saat geçmiş saat 14.30 göstermekteydi. Acıkmış yemek içmek ihtiyacımızı gidermek için son şelalenin havuzu önünde mola verdik. Yemek yeme işi sonrasında vaktin geç olacağını düşünerek Sait abad şelalesine inişimizi bir başka sefere erteledik.

 

 Bölgenin sarp kayalık oluşu, hızlı irtifa kaybederek dikleşen vadinin içi çok ciddi tehlikeler içermektedir. Bu alanlarda ancak deneyimli, teknik malzeme ile donanımlı dağcılar geçiş yapabilir. Yeterli malzeme ve tecrübesi olmayanların bu bölgede yapacakları etkinlik hayati tehlike içermektedir asla tavsiye etmiyoruz. Dağcılık kulübü olarak her yıl Uludağ’ın bir iki vadisinin geçişini yapıyoruz. Bu geçişlerimizde elde ettiğimiz görüntüleri de basınla paylaşıyoruz. Uludağ’da ayak basılmamış vadi bırakmayacağız ve bu güzellikleri halkımıza tanıtmaya devam edeceğiz.

 

 Bulunduğumuz yerin tadını çıkarmaya karar verdik. Sıcak çaylarımızı yudumlayarak görüntüler aldıktan sonra şelalenin altına girip yüksekten dökülen suyun gümbürtüsü kulaklarımızı, soğuk suları tenimizi dövüyor.  Pırıl pırıl akan sularında havuz keyfini ihmal etmedik. Yemeğimizi de yedikten sonra geldiğimiz yoldan geriye dönerek saat 17.30 da Kürekli şelalesine ulaştık. Kürekli şelalesinin çöplüğe dönmüş terasında akşam çayımızla, son bir atıştırma molası verildi. Bursa kent ormanı girişinde araçlarımıza vardığımızda saat 18.15 faaliyetimiz sona erdi.

İsmet Şentürk

Katılımcılar:
İsmet Şentürk (ekip lideri)
İsmail Karabal
Mehmet Aguday


Uludağ Dağcılık Kulübü

Konak Mh. Çağ Sk. Konak Apt. No:5/B
Nilüfer, BURSA
0 532 525 68 03

Sosyal Medya