Keles - Oylat Geçişi

27 Ağustos 2011 07.30 Bursadan hareket ettik. İnegöl Özdilek mağzası önündeki yoncadan şehrin içine girip, Uludağ yönünde İsaören köyüne doğru İnegölden çıkıyoruz. Köy meydanında  yol hakkında bilgi almak ve ihtiyaç gidermek amaçlı durduk. Meyve suyu fabrikasına gönderilmek üzere hazırlanmış kasalar’dan  ikram edilen şeftalileri yedikten sonra Boğazova’ya doğru yolumuza devam ediyoruz. Kelese bağlı orman işletmesine ait Karabel Orman deposuna araç bizi bırakıp geriye dönüyor.
Orman deposunda kıyafet ayarlaması yaptıktan sonra Allıkaya yönünde saat 9.20 de yürüyüşümüze başladık.

Sorgun yaylası’na doğru yükselirken orman örtüsü sona eriyor. Kurak bir mevsimin ardından sararan otlar serin rüzgarda titreşirken biten yaz mevsiminin habercisi gibi. Yükseldikçe poyrazın serinliğini daha fazla hissediyoruz.

Arkadaşlarında onaylamasıyla önümüzde yükselen tepeleri yan geçmek yerine dik sırta vurduk. Çıkışın sonunda ismini bilmediğimiz çevreye hakim bir tepedeyiz, harika bir manzara bizleri bekliyordu. Bodur ardıçların yer yer önümüzü kestiği sırt!ta bizler bir dağ ortamında olmanın hazzını yaşıyoruz. Akçat her daim akan çeşmesi, bölgeye hakim manzarası ile, molasız geçilmemesi gereken bir yer. Yaşamı sona erip tekrar  toprağa dönmeden önce insanlara oturak görevi yapan yaşlı kara çam gövdesinin üstünde oturup dinleniyoruz.

Beş kişilik ekibimiz Allıkaya altındaki platoya ulaşıyor. Kamp yüküyle dik çıkışlara uzaktan bakıp “Bize ne gelir “diye gaz vererek vuruyoruz kendimizi Allıkaya!nın duvarına. Zirveye ulaştığımızda saat 13.30 oluyor. Gps 2042 metreyi gösteriyor. Uludağdan sonra bölgede en yüksek tepe, adı gibi allı şanlı ve de Allı kaya.

Uzaklarda Uludağ, Tepel tepe, Boğazova, İnegöl, ayaklarımızın altında. Domaniç dağları koyu yeşil tepeleri ile selam durmuş Allıkaya’ya. Anı fotoğrafları çekiliyor, bir süre etrafı izliyoruz, su içme, atıştırma molasından sonra alpin bölgenin kıyısında tepelerin arasında bir vaha gibi duran Sarı çayıra doğru inişe geçiyoruz. Sarı çayırda uzunca bir mola veriyoruz. Çeşmenin akan suyu sayesinde Sarı çayırın tek yeşil kalmış çayırlarında oturup dinlenerek yemeklerimizi yiyoruz.

Mola bitip Oylat yönünde ilerliyoruz kısa bir süre yürüdükten sonra alpin bölgeye veda ettik. Yolculuğumuz bundan sonra orman içinde devam edecek. Orman içi yolda yürüyüşümüz açık alana benzemiyor, rüzgar çok azaldı, ancak buradada karaçam ağaçları, kayın ağaçlarının gölgeleri bizi serinletmeye devam ediyor. Orman örtüsü kayın, kızılçam ve az miktarda karaçam ağaçlarından oluşuyor. Bu bölge bana Kazdağlarını anımsatıyor. Şu ana kadar geçtiğimiz bölge yerleşim yerlerine oldukça uzak. Sorgun yaylasında keçilerini yaymış bir kız çoban ve Akçat ağıllarında dolanan bir çobandan başka insan görmedik. Orman içi toprak yollarda yürümek alpin bölgenin kayalıklarına göre kolay oluyor.
Eğridere’ye geldiğimizde saat 17.50 gösteriyor. Domaniç orman işletmesinin tel örgü ile çevrili çayırlık alanına kampımızı kuruyoruz. Akşam yemeği ve kahve keyfinden sonra herkes çadırlarına çekiliyor. Emirhan ve ben yıldızları seyrederek uyumayı tercih ediyoruz.

Sabah kahvaltımızı ağaç masada hep birlikte yapıyoruz. Eğiridere Oylata yakın oluşuyla tercih ettiğimiz bir kamp yeri. Ayrıca bölgedeki köylerle bağlantısı nedeniyle kavşak bir nokta. Geniş açık alanı, şırıl şırıl akan deresiyle ferah bir ortam. Çay keyfinden sonra kampımızı toparlamak için harekete geçiyoruz. Hazırlanıp yola çıktığımızda saat 9.45 i gösteriyor.

Yola çıktıktan kısa süre sonra yanımızdan geçen bir aracı durdurup yol tarifi alıyoruz. Yolculuğun bu bölümünden sonra en uygun Oylat inişini bulmak istiyoruz. Daha önceki gelişlerimde hep farklı yerlerden geçmiştik, doğru yolu bulamamıştık. Yakınlardaki bir köyde yaşayan bu aile bize yolu anlaşılır bir şekilde tarif etti.
“Eğiri dereden yola çıktıktan sonra birinci yol ayrımını geçin, ikinci yol ayrımından sola yukarı çıkın yanlara sapmadan yola devam edin Küütüklü çeşmeye geldiğinizde bilinki Oylata inen yola girmişsiniz” diye anlattı şöförün yanında oturan kadın. Teşekkür edip ayrıldık, dedikleri kütüklü çeşmeyide bulduk.

Üçüncü gelişimizde Oteller – Oylat yolunun  kesin çizgileriini çizmiş oluyoruz. Bu yol bizleri tatlı bir inişle Alaçam orman deposuna getirdi. Buraya gelmeden önce dere içinde hepimizin belkide yorgun oluşumuzdan çok beğendiğimiz bir yerde yemek molası verdik. Buz gibi soğuk sularında ayaklar soğutuldu.

Bir saati aşkın mola bitiminden sonra dere kenarından inişimizi sürdürüyoruz. 1 Km. kadar sonra sola yamaca yükselen bir yol Saadet’e bağlanıyor ona girmiyoruz. Çok işlek ana yol dan inişimize devam edip yavaş yavaş vadinin sağına yükselmeye başlıyoruz. Derenin sesi tamamen uzaklarda kaldı, 2 km. kadar daha yürüdükten sonra bu yol bizi Oylat’ın üstündeki köylere ve Alaçam orman deposuna ayrılan üç yol ağızına getirdi. B uradan orman içine dikkatli bakıldığında Oylata inen patıkayı görülebiliyor. Patikadan inişimizi yaptık, termal merkeze geldiğimizde saat 14.50 gösteriyor.

Oteller – Oylat rotasını en doğru bir şekilde tamamlamanın mutluluğu içinde faaliyetimizi tamamlıyoruz. Oylatta hamam keyfi ödül gibi, ayrıca buraya gelip Oylat şelalesine çıkmamak olmaz.

 FAALİYETE KATILANLAR;                            
 İSMET ŞENTÜRK                                 EMİRHAN KIRATLI                        MUAMMER YILDIRIM
 ALİ DÜZGÜN ARI                                ELMAS ARI

 İsmet Şentürk


Uludağ Dağcılık Kulübü

Konak Mh. Çağ Sk. Konak Apt. No:5/B
Nilüfer, BURSA
0 532 525 68 03

Sosyal Medya