Kaplıkaya - Bakacak - Kaplıkaya

13,14 Mayıs 2016. 13 Mayıs Cuma Kaplıkaya'dan 07.20 Buzluca patikası'na hareket edildi. İki saatlik yürüyüş sonunda Bakacak kulvarları karşısına gelindi. Yarım saat, çay, kahvaltı molası ile aşağıdan rota incelendi. Şiddetli lodos fırtınası ormanı oluşturan yeşil örtüyü hırçın bir deniz gibi dalgalandırıyor. Patika dereye kadar takip edilmedi. Mola verdiğimiz kaya bloğunun dibinden 200 m. dik bir eğimle vadiye inildi. Dere içinde su akmadığını görünce hayal kırıklığına uğradık. Buraya güvenerek yanımıza az miktarda su almıştık. Dere içinden hareketlendikten kısa süre sonra çok temiz bir su kaynağı karşımıza çıktı. Sularımızı takviye ederek dikine yükselmeye başladık. Sağa, sola geçit vermeyen kaya kütleleri sizi yukarıya yönlendiriyor. Bu durum rotayı şaşırma riskini de ortadan kaldırıyor. Bir süre sonra hafif sağa geçerek kendinizi ana kulvarın içinde buluyorsunuz. Karşımıza çıkan arazi içinde basamağı andıran toprak üzerinde oluşan izleri görünce burada yaşayan canlılar olduğunu düşünüyoruz. Siyah dışkılar da bunu destekliyor. Uludağ'ın yabani hayatının en önemli canlılarından Boz ayı ile karşı karşıya gelmek istemiyoruz. Bunun için arasıra yüksek sesle bağrarak çıkışımızı yapıyoruz. Kulvar sol tarafı dik ve tutamaksız kaya zemin, sağ tarafı çıkılabilir olarak ikiye bölünüyor. Sağ tarafı takip ederek çıkıyoruz. Şu ana kadar faaliyetimizi batonlarla sürdürüyoruz. Teknik bir çıkış gerektirmiyor. İki saatlik yükseliş sonunda daha önce de gecelediğimiz kaya kütlesinin üzerine geldik. Saat 12.20 göstermekte. Hava belirsizliğini koruyor, bulut geçişleri, şiddetli rüzgar olmakla beraber ısı yüksek. Gecelemek için yerimizi berleyip çantaları bıraktık. Yukarılara doğru biraz yükselerek çevreyi araştırmaya çıktık. Akşama daha çok var. Arazi içinde kayaların gizlediği farklı güzellikler olabilirdi. Çevreyi keşif ve yağmur yağarsa sığınmak için uygun yer bakıyoruz. Bulunduğumuz nokta kaya kütlesinin üzerinde bir meşe ağacının kökünün oluşturduğu kuş yuvasını andıran bir yer. Sağımız kaya duvar, altımız bir insan boyu inişle küçük ve eğimli bir set, sonrası uçurum. Solumuz ve üstümüz dikkatle geçişe izin veren bölümler. Şehrin ve Bursa ovasının üstüne nem hafif bir sis gibi çökmüş. Zaman zaman yayılıp dağalara doğru yükseliyor. Şiddetli rüzgara rağmen yüksek nem görüşü azaltıyor. Gündüz gözü ile akşam yemeğimizi yiyoruz. Rüzgar biraz azalmakla hızlanmak arasında gidip geliyor. Şehirden bakıldığında insana heyecan veren devasa kaya uzantılarının üzerindeyiz. Burası tam anlamıyla vahşi bir doğa parçası. Uludağ'da ayıların fazlaca görüldüğü bir bölge. Normal olarak bir ayı ile karşılaştığınızda ayı yolunu değiştirir uzaklaşıp gider. Ancak burada gidecek yer açısından sorun var. Ayı burada kendisini tehdit altında görüp saldırıya da geçebilir. Daha evvel 4-5 defa Ayı ile karşılaştığım oldu, ama burada olduğu kadar tedirgin hiç olmadım. Uludağ'da ayı saldırısına uğrayan kişiler olarak literatüre geçmek istemiyoruz. Buraya gelmekle bunları göze almış oluyoruz. Geçen geldiğimizde ayı, bağırışları ile bize karşı hoşnutsuzluğunu göstermişti. Yavrusu olan bir ayı ile karşıkarşıya gelindiğinde ne yapacağını insan kestiremiyor. Gece hava açık, Bursa ışıkları elimizle tutacakmış kadar yakın. Vadiden gelen rüzgarın uğultusu doğanın gücünün sesi olarak kulaklarımızda yankılanıyor. Burada adeta bir kartal yuvasındayız. Kartal ailesinin yuvasında nasıl gecelediğinin deneyini yapıyor gibiyiz. Ayşe bana rüzgarın mola verdiği bir sessizliğin içinden sesleniyor. - İsmet ağbi bir şiir yaz bu geceyi anlatan. Nasıl bir ayrıcalıktır burada olmak, sağlıklı olmak, bunu yaşayabilmek insanın ruhunun arındığı yerdeyiz. Baktığımız binlerce ışık bir aileyi bir insanı temsil ediyor. Bu ışıkların her biri, farklı yaşamları içinde barındırıyor. Aşk, acı, hüzün mutluluk, doğum ve ölüm var bu ışıkların içinde. Bizler kısa süreliğine bu çemberden kaçmış gibiyiz. Günün ilk ışıklarında, hep yanımızda olan ancak şimdi varlıklarını hissetiren kuşlar, coşkulu bir konsere başlıyorlar. Sabah çayımızı, ayaklarımız boşlukta, altımızda, Kaplıkaya vadisi’nin iki yamacının yeşil çerçeve misali ortasında görünen şehri izleyerek yudumluyoruz. Çayın tadı, havanın tadı, görmenin tadı bir başka. Saat 08.50 gösteriyor, sözün bittiği, gitme vaktinin de geldiği anlar. Toparlanıp vuruyoruz yukarıya. Eğim gittikçe dikleşiyor bundan sonra yan geçişler olmakla birlikte, bayağı tırmanarak çıkıyoruz. Büyük kayanın dibine ulaştığımızda sol tarafta bulunan kulvara geçişin var olduğunu tespit ettik. Ama girmiyoruz, bu kayaya çıkmak daha fazla aktivite ve heyecan anlamına geliyor. Toprak alanlarda dikkatli olmaya çalışarak bazen kaya bazen bitkilere tutunarak kısa bir pasajla kayanın sırtına çıkılan son bölüme geldik. Dünden beri içinde bulunduğumuz kulvar bizi bu koca kütleye kadar getiriyor. Karşınıza üç seçenek çıkıyor, solda dar ve dik kulvar, kaya kütlesinin ortasında çok dar ve çok dik kulvar ve üçüncü seçenek olarak kulvarın sağından kayanın sırtına çıkmak. Geçen yıl ki çıkışımızı aynı yerden yapmıştık. Buradan çıkacaklara önerimiz, yanlarında 1-2 sikke bulundurmak, 7 mm. 20 m. yardımcı ip çok faydalı olacaktır. Malzemesiz de çıkılabilir, ama fazla risk almış olursunuz. Bu tırmanış bölümü sonrasında yürüyerek kayanın üzerine çıkılabiliyor. Kaya üzerine çıktığınızda ödülünüzü alıyorsunuz. Buradan Bursa'yı ve çevreyi izlemek büyük bir ayrıcalık. Kendi fiziki gücünüzle bunu elde etmiş olmaktan da ayrıca mutluluk duyuyorsunuz. Kaya üzerinden sırtı takip ederek geçilebildiğini bu gidişimde gözlemledim. Ama biz yandan inerek küçük kaya sırta çıkmayı tercih ettik. Patikayı takip ederek yükselirken kamp yapıldığı insan atıklarından belli olan, ateş yeri, tencere, tava ve yerde çarşaf benzeri kumaş parçalarından anlıyoruz. Mermer yalaklı akmayan ama fosurdayan bir çeşme buranın müdavimleri olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 1 saat civarı yürüyüşle Bakacak mevkiine ulaşıyoruz. Ayıpınarı kamp alanında bulunan kaya üzerinden sesler geliyor. Yaklaştığımızda kaya üzerinde fotoğraf çeken 3 kişinin, yeleklerinin arkasındaki asayiş yazısının yaklaşınca Jandarma asayiş olduğunu anlamış olduk. Ayşe Bursa’dan gelecek ekiple burada buluşup, kampta kalacak. Ayşe’yi ayak üstü tanışıp konuştuğumuz jandarmalara emanet ederek saat 15.13 gösterirken Ayıpınarı’ndan hareket ediyorum. Bursa’ya Bıçkı tepe sırtını takip ederek indim. Sitelere geldiğimde Ayşe’yi telefonla arayarak onun durumunu öğrenmek ve indiğimi haber vermek için telefonla aradığımda saat 17.35 gösteriyordu. Bursa'dan en çok görülen, en etkileyici Uludağ manzarasının olduğu yerler buraları. Uzaktan görüntüleri başka, yakından başka. İçine girdiğinizde kayboluyorsunuz. Bursa'mızda böylesine güzelliklere sahip olmakla çok şanslıyız. Bu doğa'ya, yabani yaşama sahip çıkmak da bizlere düşüyor.
İsmet Şentürk.
Katılımcılar.
İsmet Şentürk (ULUDAK)
Ayşe Arabacı (BUDAK)

Uludağ Dağcılık Kulübü

Konak Mh. Çağ Sk. Konak Apt. No:5/B
Nilüfer, BURSA
0 532 525 68 03

Sosyal Medya