Güneyden Kuzeye Uludağ Geçişi

SUBATAN YAYLA - ERİCEK SIRTI, RASAT DÜZÜ, VOLFRAM, ÇARDAKSEKİ TEPE, YÖRÜK MEZARI DERESİ, CUMALIKIZIK.
29,30 Nisan 2016.
29 Nisan 2016, Cuma Bursa'dan 17.50 de hareket edildi. Ulusdağ Milli Park girişi altından Soğukpınar yoluna dönüldü. Bağlı yol ayrımından sonra toprak yoldan Kavaklık mevkiine gelindi.(Ketenli y.) Toprak yol yer yer bozuk olmakla birlikte geçişimize mani bir durum yoktu. Kavaklık mevkii geçerek 1 km. kadar araçla devam ettik karşılaştığımız su birikintisi ve çamurun geçişini risk almamak için yapmayarak aracı buradan geriye döndürdük.
Çantalarımızı sırtlandığımızda yağmur çiselemeye başladı. Meteoroloji yağmur vermemesine  rağmen buna anlam veremedik. Dağ havası her zaman değişken veyanıltıcı olabiliyor. Yine de etkili bir yağmur beklemiyoruz.
Yarım saat kadar yürüyüşten sonra karşımıza çıkan Subatan yayla'da gecelemeye  (Bivaklamaya) karar verdik. Havanın kararmasına 45 dakika var. Karanlıkta ve çiseleyen yağmur altında yola devam etmek istemiyoruz.
Çayıra bivaklarımızı serip içini mat ve tulumlarımızla yatacak hale getirdik. Hava kararmadan akşam yemeğimizi yedik. Yağmur zaman zaman çiselemeye devam ediyor. Yemeğimizi yedikten sonra tulumlara girip uyuduk.
Gece yağmur çisentisi aralıklarla devam etti.
Kuş sesleri sabahı müjdeliyor 05.30 da hava aydınlanmak üzere iken kalktım.
Uludağ'ın güney yüzünde Aras deresi ile Ericek deresi arasında bir yayladayız. Yakınlardan gelen su sesini duyabiliyoruz. Kuşlar güneşin ilk ışıklarını en güzel ötüşleri ile karşılıyorlar. Huzur bu işte, oksijeni derin derin çekiyorum ciğerlerime. Bu ormanın sahipleri olan yaban yaşamdan sadece kuş sesleri var duyabildiğimiz. Arakadaşlarımı 06.00 günaydın diyerek uyandırdım. Yemek yemeden hafif atıştırma ile çıkmayı öneriyorum. Eşref hoca kaş göz arasında çayı demliyor. Toparlanıp hareket etmemiz 07.00 oluyor. Bu  bölgeden çıkışımız ilk olacak. Google earth üzerinde yaptığımız inceleme sonunda bu rotayı belirledik. Orman içinde yürüyüşümüze başladıktan 10 dakika içinde açılmış olan belirgin yola kavuştuk. Yükseldikçe açılan arazinin bir yangın sonucu bu hale gelmiş olduğunu yanık ağaç kalıntılarından anlıyoruz. Yeni fidanlar insan boyuna ulaşmıştı. Kozalaklardan kızılçam fidanları topraktan yeni bir orman yaratmış ve boy atmaya devam ediyor. Bir saatlik yürüyüş sonrasında kayalık sırta çıktık. Burada bir mola veriyoruz. Eşref Bozoğlu Çay yapalım mı? Diye soruyor.
Sorulurmu hoca, burada içmeyip de nerede içeceğiz.
Mola sonrası hareket ettiğimizde İkinci dik bayıra  vuruyoruz. Bu defa yokuş çok  uzun sürmüyor.Daha evvel görmediğimiz kadar ilginç birkayalık bölge içinden hafif bir eğimle yükseliyoruz. Kayalık bölge orman içinde başladı alpin bölgede devam ediyor. Sırtın alpin bölgedeki üst noktasına çıktığımızda solda taş duvarlarla çevrilmiş koyun ağılı olarak kullanılmış olduğunu düşündüğümüz bir yapı karşımıza çıkıyor. Uluydağ'ın güney yüzü çok ilginç bir arazi yapısına sahip. Arkadaşlarla sağımızda ve solumuzda bulunan her iki vadinin bir anfi tiyatroyu andırdığı konusu üzerinde konuşuyoruz. Dünyanın en büyük anfitiyatrosu olur. Vadi içine sahne zeminini kuracaksın Uludağ dünya turizminde yerini alacak. Büyükşehir Belediyesine öneride bulunalım diye konuşup gülüşüyoruz. Yüksek sesle bağırıp tekrar geri dönen sesimizi şaşkınlık içinde dinliyoruz.
Üçüncü ve son dik eğimi çıkmak üzere hareket ediyoruz. Bu yüzey alpin bölgeden sonra başlayan çıplak kaya kuşak. Uzaktan Uludağ tepeler silsilesini enine bir çizgi halinde kesen üzerinde sadece küçük çiçeklerin yaşadığı, cansız görünümlü bölge.
Genellikle bütün ve parçalanmış kayalardan oluşan bu sırtı çıktığımızda ikinci molamızı verdik. Sağ olsun Eşref Bozoğlu yine çaylarımızı demledi. Manzarayı seyrederek kahvaltı yapmaya karar verdik. Çıkışımız bitti sayılır. Güney yönünden esen rüzgar, terli oluşumuz giyinmemizi  zorunlu kılıyor. Bulunduğumuz  yerden itibaren zemin genel olarak karlı. Burada 45 dakikalıkbir mola sonrasında yolumuza devam ediyoruz.
Rasat tepelerinin solundan Rasat düzüne giriş yaptığımızda saat 12.00 olmuştu. Ortadaki kaya kuşağın içinden Kapı'ya ilerledik. Kapı hala karla kaplı. Yaklaşık 30 m. bir kar yüzeyi inmek için kazma gerekli. Volfram, Çardakseki tepesi üzerinden Yörük mezarı deresine iniyoruz. Alpin çayırların içinden akan küçük derecikler insanı davetkar bir şırıltı ile gel bu güzelliği yaşa dercesine bizlere sesleniyor. Bu davete hayır diyemeyiz. Üçüncü molamızı burada veriyoruz. Bu ana kadar kadar bize kendini göstermekte cimri davranan güneş cömertçe bizi ısıtıyor.
Yörükmezarı deresinden hareket ettiğimizde saat 14.50 göstermekteydi. Cumalıkızık patikasını dikine keserek indik. Araç yoluna indiğimizde saat 16.00. Dördüncü molamızı içinde taşkulübe olan Kestane çayırında verdik. Cumalıkızık köyüne ulaştığımızda saat 18.00 olmuştu.
Yükseklerde kışı, alçaklarda baharı tüm coşkusuyla yaşadığımız bu faaliyeti sorunsuzca tamamlamanın mutluluğu ile Cumalıkızık girişinde kuzine sobada demlenmiş çayımızı yudumladık. Cumalıkızık minibüsü ile Duaçınarınagelinceye kadar ara sokaklarda dıolaşan minibüs ile yaptığım yolculukta, dur kalk, hızlı dönüşler midemi allak bullak etti. Koca dağı aştım bu minibüs yolculuğunda zorlandığım kadar zorlanmadım. Her defasında bu sıkıntıyı yaşıyoruz.

İsmet Şentürk.

Katılımcılar.
İsmet Şentürk
Ömer Faruk Kaya
Eşref Bozoğlu.


Uludağ Dağcılık Kulübü

Konak Mh. Çağ Sk. Konak Apt. No:5/B
Nilüfer, BURSA
0 532 525 68 03

Sosyal Medya