Erciyes Tırmanışı

Faaliyete katılanlar:
İsmet Şentürk
Ali Düzgün Arı
Emirhan Kıratlı
Özgür Yılmaz
İlksen Uysal  (Todosk)
Cihan Yıldırım (Akut Antalya)

20 Nisan 2012 cuma, 21.00 otobüsü ile Bursa’dan Kayseriye hareket ettik.
Sabah 07.00 Kayseri terminaldeyiz. Dönüş biletlerimizi opsiyonlu olarak ayırtıp servisle şehir içine hareket ediyoruz.

Develi minibüslerinin karşısında alıştığımız çay ocağı  mekanımız oldu. Sabah çaylarımızı yudumlayıp güne başlarken açık pırıl prıl göyüzü bizlere umut veriyor.
Antalya’dan gelen Cihan Yıldırım ve İlksen Uysalla buluşacağız.  Otobüs geliş saatlerimiz yakın olduğundan çok geçmeden ekip tamamlanıyor. Kahvaltı için her zaman gittiğimiz lokantanın yolunu tutuyoruz.
Arkadaşlar zengin kahvaltı yapma konusunda hem fikir. Onlara katılmamak olmaz beslenelim diyoruz. Kiremitte yumurta, tere yağı, kaymak, bal çala kaşık gidiyoruz. Normalde yemediğim besinlerde perhiz bozuyorum. Enerji lazım önümüzde Erciyes var. Cihanın olduğu yerde neşe eksik olmaz. Muhabbetler neşe ile sürüp gidiyor. Ali Düzgün Arı sayesinde Cihan fahri üyemiz. Zaman zaman birlikte faaliyetler yapılıyor. Erciyes’e gitmek üzere 11.30 da çay ocağından  çantalarımızı  alıp minibüslere gidiyoruz.
Erciyes’e varınca kafede sıcak bir şeyler içip hazırlık yapıyoruz. Telesiyejler çalışıyor, gidiş dönüş 28 lira ödüyoruz. Hava gittikçe bulutlanıyor.
Telesiyejlerden indikten sonra 40 dakika kadar yürüyüp kampımızı kuruyoruz. Rüzgarın şiddetini artırması çadırlarımızı sağlamlamamız için uyarı gibi. Çadırlara yerleştikten sonra dinlenme ve beslenme zamanı.
Gece 02.30 da hareket etmek üzere erken tulumlara gireceğiz. Gece 01.00 kalkış saatimiz.
Çadırın tentesine vuran kar döşeği’nin  pıtırtısı dağlarda çokca yaşadığımız bir deneyim. Erciyes Çoban ininde mevsimin kış olduğunu bizlere gösteriyor. Rüzgar şiddetini artırdı. İlginç bir rüzgar var dışarda kalkış saatimize kadar dalga dalga esti, durdu. Çadırımın polleri eğilip eğilip kalkıyor. Bir sessizlik,  sonrasında aynı şiddettte uğultu, çadırlarımızı yoklayıp gidiyor.
Zirve için hazırlıklardan sonra 02.40 karanlıkta ateş böcekleri misali yola koyuluyoruz. Rüzgar biraz hafifledi. Hava açık yıldızlar üstümüzde parlıyor. Erciyes, Şeytan kulvarı altından itibaren sisle örtülü. Meteoroloji raporlarına dayanarak havanın gündüz iyi olacağından umutlu gece içinde ağır adımlarla Çoban ininde yükseliyoruz. Yolumuz üzerinde çadırlar ve hareketlilik gezinen ışıklar sayesinde görülebiliyor. Erciyes bu hafta sonu kalabalık dağcı guruplarını ağırlıyor. Zirvesini beyaz örtü ile saklamış hadi gelin bakalım der gibi. Yolda karşılaştığımız kişiler Bursalı çıktıkça yalnız Bursalılar gelmiş diye düşünmeden edemiyoruz. Yanda yürüyen üç kişi ile kafa lambalarının ışığı ile bakışıyoruz.
“Kolay gelsin” 
Sizede kolay gelsin arkadaşlar.
Neredensiniz?
Bursa UDK.
Siz?
Uludak diyor arkadaşlar.
Bursa’dan UDK’ lı İlke Bekçi ve iki arkadaşı ile kısa bir selamlaştık. Melek rotasına gittiklerini söylediler.
Kolay gelsin diyerek farklı yönlere doğru gecenin içinde kayboluyoruz.
Saat 04.10 Şeytan deresinin başındayız. Kazma ve kranpon hazırlığından sonra 04.30 kulvara doğru yükselmeye başladık. Gecenin soğunda kar tamamen donmuş olduğundan rahat ilerliyoruz.
Önümüzden kulvara giren guruptan iki kişinin yanına yaklaştığımda Bursamızda yeni kurulmuş olan Yeşil Bursa Dağcılık’ tan Kadir Soyaltın ve Hacer Özkalender’ le selamlaşıyoruz.
Kulvar, dün bugün dağcıların geçiş  izleri ile dolu. İzler aşağıdan dağ evinden bile  gölge şeklinde belli oluyordu. Kar sert her hangi bir risk görünmüyor. Bizlere kalan tabana kuvvet yükselmek. Kampımızdan zirve 10 km.  mesafede, 1350 metre irtifa almak gerekiyor. Kulvara girdikten sonra dağcılığın klasik davranış biçimi ortaya çıkıyor. Her kişi kendi beden gücü ile kas gücü ile, psikolojik direncini ortaya koyarak dağın zirvesine çıkmak durumunda. Psiklojik destek dışında başkasından alabileceğiniz bir yardım hemen hemen yok gibidir. Zor iştir oksijen azaldıkça yükselmek. Ama zirveye vardığınızda bir anda bütün zorluk unutuluverir, sizden mutlulusu yoktur. Başarmanın verdiği mutluluk, dağcı bu duyguyla beslenir.
Erciyes çok yüksek, teknik zorluk içeren bir dağ değil belki, ancak yeni başlayanlar için başarı duygusunu yaşayabileceğiniz bir dağdır. Özellikle kış koşullarında gelmek için iyi bir dağdır. Kayseriye indiğinizde Erciyes beyazlar içinde, göğe uzanan kayalıkları, kuleleri ile vahşi bir gelin edası ile size gülümser. Bu vahşi gelin cezbedici görüntüsü ile kulvarlarına girmeniz için sizi baştan çıkarır. Bu kulvarlardan çıkıp birde ordan Kayseriyi izlediğinizde helal olsun dersiniz bütün emeklere, helal olsun Erciyes, senin bu güzelliğin herşeye değer.
Zirveye vardığımda saat 06.50 gösteriyordu. Arkadaşlarımızla zirvede buluştuk.
Dorukların büyüleyici güzelliğini 1 saat 50 dakika izledim doyamadım. Fotoğraf
çekmekte işin ayrı bir güzelliği. O kadar güzellikler karşısında insan heyecan içinde görüntü almak için çırpınıyor. Dağ fotoğrafçılığı zor iştir. Özveri ister soğuktan elleriniz donar kısa kesmek gerekir. Fazla bir şey istemeye çekinirsiniz arkadaşlarınızdan o ortamda eziyettir dondurucu rüzgarda görüntü almak. Olabildiğince kısa kesilmelidir fotoğraf konusu. Ancak herkes için bu konu aynı olmuyor. Benim gibi bazı kişiler bu eziyeti göze alır ve daha fazla önemser fotoğraf işini.
Ekip arkadaşlarımızla Şeytan deresinin içinden direk aşağıya sallandık. Havanın açık görüşün net oluşu aldığımız hazzı en üst seviyeye çıkarmış kampımıza inişe geçmiştik.
Kampımıza döndüğümüzde saat 10.50 gösteriyor. Hiç dinlenmeden toparlanmaya başladık. Kayseri’ye hareket ettiğimizde saat 12.40 gösteriyor.
 Bir dağ macerasını daha başarmış olmanın  mutluluğu ve yorgunluğu ile Erciyes’e veda ediyoruz.

İsmet Şentürk


Uludağ Dağcılık Kulübü

Konak Mh. Çağ Sk. Konak Apt. No:5/B
Nilüfer, BURSA
0 532 525 68 03

Sosyal Medya